facebook groups   google play

Servet-i Fünûn (Edebiyat-ı Cedîde) Topluluğu Genel Özellikleri, Türleri, Şairleri (1896 - 1901)

Servet-i Fünûn Edebiyatı, Recaizade Mahmut Ekrem'in fikirlerinin temelinde yeni bir yapı olarak karşımıza çıkmıştır. Bu dönem her ne kadar bireyselciliğin dönemi olsa da Tevfik Fikret gibi sanatçılar bir süre sonra toplumsalcılığa da yönelim göstermişlerdir. 

Bu dönemde eski nazım biçimleri yerine Batılı nazım şekilleri kullanılmış, tiyatro önemini yitirmiştir. İstibdad döneminin ağır baskısı altında ezilen şairler, "Yeşil Yurt" özlemiyle Yeni Zelanda'ya kaçma istekleri ile tutuşmuş ancak Bodrum'da ,ki o dönem bu kadar ihtişamlı değildi, küçük bir evde kendilerini bulmuşlardır.

Servetifünun Edebiyatının Oluşumu

  • Bu dönemde Osmanlı-Rus savaşı bahanesiyle 2. Abdulhamit, Meclis-i Mebusan’ı kapatır.
    • Bu kapatma sonucunda birçok aydın sürgüne gönderilmiştir.
    • İstibdat Dönemi böylelikle başlamıştır.
  • Bu dönemde dergi, Ahmet İhsan Tokgöz tarafından çıkartılmıştır ve derginin amacı bilimsel, teknolojik gelişmeleri takip etmektir.
    • Recaizade Mahmut Ekrem, bu dönemde Tevfik Fikret’i derginin başına getirmesiyle dergi “edebiyat” dergisine dönüşmüştür.
    • Recaizade, bu dönemde birçok şairi etkilemiş ve onları bu dergide yazmaya yönlendirmiştir.
  • Bu dönem sanatçıları, eserlerini “Edebiyatıcedide (Edebiyat-ı Cedide) Kütüphanesi adı altında yayımlamıştır.
  • Fransız edebiyatçıları, örnek alınan sanatçılardır.
  • Bu yazarlar Stendhal, Flaubert, Balzac, Goncourt Kardeşler ve Bourget tesiriyle “realizme” ilgi duymuştur.
  • İçerik olarak bu dönemde Avrupalılaşma vardır.
  • Ahmet Mithat Efendi’nin Sabah’ta yayımladığı “Dekadanlar” ile bu dönem ağır eleştiri bombardımanına tutulmuştur.
  • Bu dergi, Hüseyin Cahit Yalçın’ın Edebiyat ve Hukuk adlı çevirisiyle kapatılmış; bununla beraber bu eser dönemi de sona erdirmiştir.

Servetifünun Dönemi Genel Özellikleri


  • Recaizade Mahmut Ekrem'in önderliğinde Servet-i Fünun Dergisi etrafında toplanan bazı gençler Tevfik Fikret'in derginin başına getirilmesiyle edebi bir topluluk özelliği kazanır.
  • Sonraları Cenap Şahabettin, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Celal Sahir Erozan, Ali Ekrem Bolayır, Halit Ziya Uşaklıgil'in katılımıyla genişler.
  • Fransız edebiyatından etkilendiler.
    • Fransızcadaki birçok tamlamayı Türkçeye uygulamaya çalıştıklarından Arapça ve Farsça tamlamalara fazlasıyla yer verdiler.
    • Türkçenin söz dizimine uymayıp devrik, eksiltili ve uzun cümleler kullandılar.
  • Devlet yönetiminin baskıcılığını bahane ederek toplumsal konulara eğilmediler.
    • Ruhsal bunalım, karamsarlık, umutsuzluk, bıkmışlık havası vardır.
    • Konular İstanbul’dan; okumuş, maddi kaygıları olmayan üst kesimden seçilmiştir.
    • Bu nedenle “salon edebiyatı” olarak da nitelendiler.
    • Sanat, sanat içindir ilkesine bağlı kaldılar.
    • Aruz başarıyla ölçüsü kullanılmıştır.(Sadece Tevfik Fikret "Şermin" adlı eserini hece ölçüsüyle yazmıştır.)
    • Hep uzak ülkelere gitme hayaliyle yaşadılar.
    • Hayali bir dünyaya sığınmışlardır.
  • Nazım (şiir) nesre (düz yazı) yaklaştırılmıştır. Konu bütünlüğüne önem verilmiştir.(bkz. Mensur Şiir )
    • Anjanbman (ulantı) bu dönemde en güzel şekliyle kullanılmıştır.
      • Ulantı, anlamın tek mısrada bitmeyip şiirin bir kısmına veya bütününe yayılması olayıdır.
    • Batı'dan sone ve terza-rima gibi yeni nazım şekilleri alınmıştır.
      • SONE: 14 mısra > 4+4+3+3
        • İtalyan tip: abba,abba,ccd,ede
        • Fransız tip: abba,abba,ccd,eed
        • Türk tip: abba,cddc,eff,egg
          / abba,cddc,eff,ggf
      • TERZARİMA: Üçer mısralık bent > 3+3+3+3+3+3… ( Sınırı yoktur.)
        • Dante’nin İlahi Komedyası bu tarzdadır.
        • Türk edebiyatında ilk defa Tevfik Fikret (Şehrâyin) kullandı.
        • Aba,bcb,cdc…
      • TRİYOLE: 10 mısradan oluşur.
        • 2+4+4 ŞEKLİNDEDİR.
        • Ab+aaaa+bbbb
      • Roman dalında Halit Ziya oldukça başarılı eserler vermiştir.
      • Şiir dalında da Tevfik Fikret ve Cenap Şehabettin öne çıkar.
      • Şiirde parnasizm ve sembolizm, roman ve hikâyede realizmin etkisinde kalmışlardır.

1. TEVFİK FİKRET (1867-1915)

  • Galatasaray Lisesinden Recaizade ve Muallim Naci’nin öğrencisidir.
  • Kendi akımının ve Türk edebiyatının en önemli şairlerindendir.
    • Aruz ölçüsünü Türkçeye başarıyla uygulamıştır.
    • Eedebiyatımızın biçim ve içerik bakımından yenileşmesini sağlamıştır.
    • Serbest müstezatı Türk edebiyatına yerleştirmiştir.
    • Sone, terzarima, triyoleyi başarıyla kullanmıştır.
  • Şiirlerinde musiki ve şekli kusursuzluğu yakalamıştır.
  • Parnasizm akımından etkilenmiştir.
  • Şiiri düz yazıya yaklaştırmıştır. Kafiye onun için fazla önemli değildir.
  • Şermin adlı eserinde hece ölçüsünü kullanmıştır. (Hayatının son döneminde…)
  • Parnasizm temsilcisi Coppee’den etkilenmiştir.
  • Servet-i Funun'dan sonra herhangi bir topluluğa katılmamış, bazı sosyal şiirler yazmıştır. Bu nedenle hayatında iki dönem yer almaktadır. Birinde sanat, sanat içindir ilkesi varken diğerinde toplumsal konuları da işlemeye başlamıştır.
    • İlk döneminde aşk, şarap, bahar, aile, ruh sıkıntısı konuları vardır.
    • Sonraki döneminde devletsizlik, haksızlık, rüşvet, yoksulluk işlenmiştir.
  • Şiirlerinde noktalama işaretlerini kullanmıştır.
  • Doksan Beşe Doğru ve Han-ı Yağma şiirlerinde yöneticileri eleştirmiştir.
  • 1901’de dergi kapatılsa da “Aşiyan” adını verdiği evinde yazmayı sürdürmüştür.
  • 1908’de Hüseyin Cahit ile Tanin, Hüseyin Kazım ve Ali Ekrem’le Malumat dergisini çıkarmıştır.
  • Türk edebiyatında ilk defa İstanbul'u eleştiren şair olmuştur.(Sis şiiri)
  • Mehmet Akif ile atışmışlardır. Tarihi Kadim şiiri ikilinin arasını açmıştır. Oğlu Amerika'ya okumak için gider ancak papaz olur.
"çok sürmez köhne kitap,
fikri gömen sayfaların
bugün olmazsa yarın yırtılacak.
ama kim yapacak dersin bu işi?
bu öyle büyük, öyle kocaman bir devrim ki,
hangi güç kalkar, ben yaparım der?"
  • Lahza-i Taahhür:
(…)
ey şânlı avcı, dâmını bîhûde kurmadın!
atdın... fakat yazık ki, yazıklar ki vuramadın!
(…)
bir kavmi çiğnemekle bu gün eğlenen...(denî)
bir lâhza-i teahhura medyun bu keyfini!
Deni: Alçak
Lahza-i Teahhur: Anlık gecikme
Dâm: Tuzak
  • Eserleri:
    • Şiir: Sis, Rubab-ı Şikeste(Kırık Saz-Şiirlerini topladığı kitaptır.), Haluk’un Defteri, Ferda (Gençlere seslenir.) Bir Lahza-ı Taahhur (İkinci Abdulhamit’e nefretini anlatır.) Valide, Haluk’un Bayramı, Balıkçılar ( Halkı işler) Tarih-i Kadim (İnançlarını kaybettiği burada anlaşılmıştır.) Doksan Beşe Doğru, Han-ı Yağma, Sabah Olursa, Rübabın Cevabı

2. HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1866-1945)

  • Birçok edebi türde eser vermesine rağmen asıl ününü romanlarda bulmuştur.
    • Batılı anlamda ilk büyük roman ve hikâye yazarıdır.
    • Bu dönemdeki en yetenekli yazardır.
  • Fransız realistlerinden etkilenmiştir.
  • Sanatlı bir söyleyişi, iyi bir gözlemciliği vardır.
    • Bu nedenle tasvire geniş yer verir.
    • Kahramanlarını yaşadığı çevreden seçmiştir.
    • Romanlarında üst tabakanın hayat özelliklerini işlemesine rağmen hikâyelerinde sıradan insanları işlemiştir.
  • Mensur şiir yazan ilk sanatçı olarak geçer.
  • Teknik bakımından en sağlam romanlar ona aittir.
    • Aşk-ı Memnu teknik bakımından oldukça sağlamdır.
  • Öyküleri, olay öyküsü şeklindedir.
  • Dili öylesine ağırdır ki kendisi sonradan eserlerini sadeleştirme gereği duymuştur.
  • Realizm ve natüralizmi benimsemiştir.
  • Eserleri:
    • Roman: Aşk-Memnu, Mai ve Siyah, Kırık Hayatlar, Bir Ölünün Defteri, Aşka Dair, Kâbus, Ferdi ve Şürekası, Sefile, Nesl-i Ahir
    • Hikâye: Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Hepsinden Acı, Aşka Dair, Onu Beklerken, İhtiyar Dost, İzmir Hikayeleri, Kadın Pençesi
    • Hatıra: Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikâye
    • Tiyatro: Kâbus, Füruzan, Demirhane Müdürü
    • Makale: Sanata Dair
    • Mensur Şiir: Mensur Şiirler, Mezardan Sesler

3. CENAP ŞAHABETTİN (1870-1934)

  • Avrupa’da doktorluk eğitimi alırken Fransız sembolistlerin etkisinde kalmıştır.
  • Parnasizm ve sembolizmin önemli temsilcilerindendir.
  • Sanat, sanat içindir görüşünü benimsemiştir.
    • Halk edebiyatı anlayışına karşı çıkmış ve aruzu başarıyla kullanmıştır.
    • Şiirlerinde musikiye önem vermiştir.
    • Arapça ve Farsça tamlamaları aşırı kullanması, onun dilini anlaşılmaz hâle getirmiştir.
      • Yeni tamlamalar üretmiştir.
    • Milli edebiyat anlayışına karşıdır.
      • Milli mücadele karşıtıdır.
    • Türk Dil Kurultayı’na katılmıştır.
    • Sebat dergisini çıkarmıştır.
    • Halk arasında birçok dizesi atasözü gibi kullanılmaktadır.
      • Tiryaki Sözler, bunların toplamıdır.
        • Ne bütün varını yiyip ölmüş vardır ne her fikrini söyleyip susmuş.
        • Boş mide haykırır derler. Biz de ilave edelim; dolu ağızların sesi çıkmaz.
        • Kalp bir aşktan ötekine göç ederken az çok zedelenir: Tam aşk, ilk aşktır.
        • İçinde yaşadığı zamanı beğenmemek aczin en şâyi (yaygın) şeklidir.
      • Şaire göre "şiir kelimelerle resim yapma işidir."
      • Eserleri:
        • Şiir: Elhan-ı Şita, Tamat (Şiir kitabı)
        • Gezi: Hac Yolunda, Avrupa Mektupları, Suriye Mektupları, Afak-ı Irak
        • Tiyatro: Yalan, Körebe
        • Düzyazı: Nesr-i Harp, Evrak-ı Eyyam, Nesr-i Sulh

4. MEHMET RAUF (1876-1931)

  • Rauf Vicdani takma adını kullanmıştır.
  • Subaydır ancak Zambak adlı öyküsü ahlaki değerlere ters düştüğü için atılmıştır.
    • ...erkekler güçlü olduklarından, 'hakimiyet güçlü olanındır' maddesinin mecburiyetle kadınlar da esarete katlandılar. Genç kızlara istese de istemese de dayatılan kanun…
  • İlk psikolojik romanımız olan "EYLÜL"ü yazmıştır.
  • Eserlerindeki kişiler zengin, geçim derdi olmayan, sadece aşk ve zevk isteyen tiplerdir.
    • Karakterlerinin kendi yaşamı ve çevresi olduğu söylenir.
  • Halit Ziya'nın etkisinde kalmıştır.
  • Eserleri:
    • Roman: Eylül, Ferdayı Garam, Genç Kız Kalbi, Karanfil ve Yasemin, Böğürtlen, Define, Son Yıldız, Kan Damlası, Halas, Ceriha
    • Hikaye: Aşıkane, Son Emel, Bir Aşkın Tarihi, Üç Hikaye, Hanımlar Arasında, Menekşe, Mazide Bir Günah, İlk Temas, İlk Zevk, Aşk Kadını, Kadın İsterse
    • Tiyatro: Pençe, Cidal, Diken, Sansar, Yağmurdan Doluya
    • Mensur Şiirler: Siyah İnciler

5. SÜLEYMAN NAZİF (1869-1927)

  • Hükümeti eleştirmiştir.
  • Kara Bir Gün, İstanbul’un işgaline karşı yazılmıştır.
  • Toplumdan uzaklaşmamış, içine kapanmamıştır.
  • Servet-i Fünunculardan etkilenmiştir.
  • Cenk Türküsü eseri heceyle yazılmıştır.
  • Dilde sadeleşmeye karşıdır.
  • Eserleri:
    • Şiir: Gizli Figanlar, Firak-ı Irak, Malta Geceleri
    • Nesir: Batarya ile Ateş, Çal Çoban Çal, Namık Kemal, El Cezire Mektupları, Süleyman Paşa, Hitabe

6. CELAL SAHİR EROZAN (1883-1935)

  • Kadın şairi ya da Nişanlı Şair olarak bilinir.
    • Daha çok aşk ve kadın temasını işler.
    • Servet-i Fünun döneminde aşk, kadın, hüzün, yalnızlık; Milli edebiyat ve Cumhuriyet döneminde ise vatan sevgisi ve sosyal olaylara yönelir.
  • Eserleri:
    • Şiir: Beyaz Gölgeler, Buhran, Siyah Kitap
    • Düzyazı: Kardeş Sesi


BAĞIMSIZ SANATÇILAR

HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR (1864-1944)

  • Emile Zola etkisi ile eserleri natüralizm etkisindedir.
  • Toplum için sanat görüşündedir.
    • Ahmet Mithat Efendi’nin tarzını sürdürür.
    • Bunu yaparken ironik bir dil, güldürücü öğeler eserlerinde yer alır.
    • Sade ve anlaşılır bir anlatıma sahiptir.
    • Konularını halkın yaşamından seçmiştir.
    • Romanları töre romanı niteliği taşır.
  • Hemen her şey onun eserlerine konu olmuştur.
  • Bütün eserlerini realist, natüralist çizgide vermiştir.
  • Mizaha, günlük konuşmalara çok sık başvurmuştur.
  • Ona göre roman sokağın aynasıdır. ( Sokağı romana taşıyan sanatçı)
  • Yabancı hayranlığı, mürebbiye takıntısını, kadın dedikodularını eserlerinde sıkça işlemiştir.
  • Eserleri İstanbul merkezlidir. Anadolu yoktur.
  • Eserleri:
    • Romanları: Şık, Şıpsevdi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Gulyabani, İffet, Mürebbiye, Kesik Baş, Hakka Sığındık, Ayna, Metres, Mutallaka, Nimetşinas, Kaynanam Nasıl Kudurdu, Cadı, Ben Deli miyim
    • Hikaye: Kadınlar Vaizi, Katil Buse, Namusla Açlık Meselesi, İki Hödüğün Seyahati, Gönül Ticareti, Melek Sanmıştım Şeytanı, Eti Senin Kemiği Benim
    • Tiyatro: Kadın Erkekleşince, Tokuşan Kafalar, Gülbahar Hanım, İki Damla Yaş

AHMET RASİM (1865-1932)

  • Edib-i Şehir olarak tanınır.
  • Fıkra, makale ve anılarıyla bilinir.
    • İlk fıkra yazarımızdır.
  • Eserlerinde ele aldığı kişilerin geleneklerinden, göreneklerinden, inançlarından bahsetmiştir.
  • Yapıtlarında sohbet havası vardır.
  • Servet-i Fünundan uzak durmuştur, Ahmet Mithat Efendi'nin edebi çizgisini izlemiştir.
  • Eserlerinde yaşadığı döneme ait ayrıntılı bilgiler vermiştir.
  • Şarkı da bestelemiştir...
Eserler:
  • Anı: Gecelerim, Falaka, Ramazan Sohbetleri, Fuhş-i Atik, Şair Edip, Ömr-i Edebi


İçeriklerimiz, pdf anlatımlar dahil, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nca korunmaktadır. Telif haklarının herhangi bir şekilde ihlali, başka yerlerde isimsiz yayımlanması, çeşitli kitap kaynaklarında izinsiz yer alması, içeriğin izinsiz kopyalanıp başka bir isimle tanıtılması vb. ile yapan kişi, kişiler veyahut kurumlar hakkında gerekli işlemler başlatılacaktır.

Türkçe ve Edebiyat yönetimi.