facebook groups   google play

Sözcükte Anlam - PDF Konu Anlatımlı

 
   Türkçemizin güzelliklerini barındıran sözcüklerdir. Bir dilin canlı olduğunun en büyük kanıtı da anlam genişlemesidir. Anlam genişlemesi yoluyla da birçok kelimemiz farklı anlamlar barındırmaya başlar. Bu anlamlar da ilk hâli, mecâz hâli, terim anlamı, eş sesli oluşu, eş anlamlı oluşu gibi konularla örneklendirilebilir. 


1. Gerçek Anlam (Temel, İlk, Başat Anlam)

Sözcüklerin sözlük üzerinde taşıdıkları ilk anlam genel anlam veya gerçek anlamdır. Gerçek anlamlı sözcükler herkesin zihninde genel olarak ilk uyanan anlamdır. 

ÖRNEK 1: “ağız” sözcüğünün ilk kullanımında karşımıza çıkan anlam "organ" anlamıdır. Bu sözcüğü “Kalemi ağzında oynatıyor.” cümlesinde kullandığımızda organ anlamında kullanıldığı için gerçek anlamlıdır. Oysa konuşma tarzı anlamına gelen "Diyarbakır ağzı" gibi ifadelerde artık gerçek anlamın dışına çıkılmıştır.

 ÖRNEK 2: “kırmak” sözcüğünün aklımıza gelen ilk karşılığı bir şeyi parçalamaktır.. Bu sözcük “Sürahi yere düşüp kırılmış.” cümlesindeki anlamıyla kullanılırsa gerçek anlama sahip olur. "Beni çok kırdı." gibi cümlelerde kullanılırsa artık asıl anlamının dışına çıkmış olur. 
  • Elini masaya koydu.
  • Kalp rahatsızlığı varmış.
  • Sıcak suyu yanlışlıkla dolaba bırakmış.

2. Yan Anlam (Yakıştırma Anlam)

Yan anlam, bir sözcüğün cümle içerisinde zamanla gerçek anlama bağlı kalarak yeni bir anlam ifade etmesiyle ortaya çıkar. Yan anlam genel itibarıyla benzeme özelliği kazandırılarak karşımıza çıkar.

 ÖRNEK 1: “burun” sözcüğünü “Geminin burnu kıyıya değmek üzereydi." ifadesindeki gibi kullanırsak yan anlam özelliği taşır. Tam anlamıyla gerçek değildir çünkü organla bağlantısızdır. Tamamen mecaz da değildir çünkü gerçek anlamdaki ifadeye benzeme özelliği vardır. Gemilerdeki o kısmın burun diye adlandırılmasının sebebi insanın burnuna konum itibarıyla benzemesidir. Bu ilgiye tam olarak yakıştırmaca denir.

ÖRNEK 2“göz” kelimesi kullanıldığında ilk olarak akıllara organ adı gelir ancak "Evin iki göz odası vardı." ifadesindeki gibi kullanıldığında artık göz sözcüğü benzetme yoluyla yeni bir anlam kazanmıştır. Buna da yan anlam denir.

  • Tüm tomurcuklar patlamış.
  • Uçağın kanadı parçalanmış diyorlar.
  • Resim dalında pek başarılı olamadım.
  • Benim yetiştirdiğim bazı düşünceler var.
Bu örneklerin haricinde ÖSYM, biraz daha etkili olabilmek adına yakıştırmacaların dışına çıkarak şu şekilde sorular da sormaktadır: 

Bu iş yeri sabaha kadar açıkmış

Bu cümlede “açık” kelimesi yan anlamdadır ve temel anlamla bağını tam koparmadan “işler durumda olmak” anlamına gelmektedir. Çalışan bir yerin kapısı da doğal olarak açık olacağı için yan anlama sahiptir. 

Polisler binayı sarmışlar. 

Bu cümlede “sarmak” kelimesi “kuşatmak” anlamındadır. Sarmak kelimesinin gerçek anla-mına yakın bir şekilde yeni bir ifade kazandığı için bu kelime yan anlamlıdır.
  
3. Mecaz Anlam (Değişmece Anlam)

Bir sözcüğün herhangi bir amaçla gerçek anlamından tamamen uzaklaşması yoluyla ortaya çıkan anlama mecaz anlam yani değişmece anlam denir. Bir sözcüğün mecaz anlamda kullanılmasının yegane sebebi anlatıma canlılık kazandırmaktır. 

ÖRNEK 1: “Bu öğrenci aslan gibidir.”  cümlesindeki “aslan” kelimesi güçlü bir hayvana benzetme amacıyla kullanılmıştır. Yani aslan, hayvan anlamından tamamen uzaklaştırılarak "güç" anlamında kullanılmış ve mecazlaştırılmıştır. 

ÖRNEK 2: “Bayıldığım bir ses tonuna sahiptir." cümlesinde geçen bayılmak ifadesi gerçek anlam olarak uyur gibi olmak, baygın duruma gelmektir. Ancak bu cümlede hoşlanmak ifadesine büründüğü için artık gerçek anlamdan tamamen uzaklaşmıştır. 

  • Taşlama sanatının en iyisi Seyrani'dir. (mecaz anlamda kullanılmış)
  • Beni bu tartışmada ateşe attılar. (mecaz anlamda kullanılmış)

4. Terim Anlam

Bir bilim, sanat dalı ile ilgili kelimelerin cümle içerisinde taşıdıkları anlamlardır. Bu anlamın mecaz, gerçek, yan anlam gibi anlamlarla hiçbir ilişkisi yoktur. 

ÖRNEK 1:   “Dünya, kutuplardan basık bir şekle sahiptir..” cümlesindeki altı çizili sözcük birer coğrafî terimdir.

ÖRNEK 2: “Bu şiirde ölçü, kafiye ve redif bulunmamaktadır. ” cümlesindeki altı çizili sözcükler birer edebiyat terimidir.
Kelimenin cümlede kullanılma biçimine göre anlam değişebilir. 
“Tiyatronun son perdesi bu.” cümlesindeki perde kelimesi terim anlamlıdır. 
“Hadi perdeleri tak.” cümlesinde ise gerçek anlam taşır.

5. Deyimler

Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz öbeği, tabir anlamını taşıyan bu kelimeler bir durumu ifade etmek amacıyla kullanılırlar.
  • kan kardeşi olmak
  • başına devlet kuşu konmak
  • baklayı ağzından çıkarmak
  • göze girmek
  • etekleri zil çalmak

NOT 1: 
Deyimlerde kelimeler anlam kaybına uğrayabilir.
Örnek:  “Ailesini görünce etekleri zil çaldı.” cümlesinde “etekleri zil çalmak” çok sevinmek anlamına gelir ve etek, zil, çalmak sözcükleri anlamını yitirmiştir.

NOT 2: Bazı deyimlerde ise sözcüklerin bazıları tamamen anlamını yitirmeyebilir. 
Örnek:  
 “Yükte hafif pahada ağır her şeyi istemiş gibiydi." cümlesinde yer alan paha ve yük sözcükleri anlamlarını korumaktadır. 

NOT 3: 
Deyimler çekimlenebilirler. Yani anlamca kaynaşmış birleşik fiil oluşturabilirler. "Göze gelmek" deyimi "Arkadaşlarının gözüne geldi." ifadesinde olduğu gibi kip eklerini alabilirler. Bunların yanı sıra cümle hâlinde de deyimler kullanılmaktadır.
Örnek olarak "Yorgan gitti, kavga bitti." bir durumu ifade ettiği için cümle hâlinde bir deyimdir.


NOT 4: 
Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin asla ve asla yeri değiştirilemez veya sözcükler eş anlamlarıyla değiştirilemezler. 
  • "yüzün ak olsun" yerine "yüzün beyaz olsun" denilemez,
  • "ayaklarına kara sular inmek" yerine "siyah sular inmek" ifadesi kullanılamaz.
NOT 7:  
Bazı deyimler kafiyelenerek kullanılır. Bunun tek sebebi akılda kalıcılığı ve söyleyişi kolaylaştırmaktır. 
  • “Ya devlet baş aya kuzgun leşe”
  • “Uma uma döndük muma”
NOT 8: 
 Deyimler genel olarak "somutlama" örneği olarak kullanılır. Soyut durumları, somut kavramlarla görünür kılarlar.
  • Arkadaşının aklı başından gitti.
  • Hoca iyice küplere bindi.
6. Atasözleri

Atasözleri, yıllar öncesinden söylenegelmiş ifadelerdir. Kalıp özellikler gösterirler ve genel anlamda mesaj verme kaygısı bulunmaktadır. Bunun sebebi yaşanmışlıklardır.
  • Damlaya damlaya göl olur.
  • Sakla samanı gelir zamanı. 
NOT 1:  Atasözleri kinayeli olabilir. Bunların yanı sıra sadece mecaz ya da sadece gerçek anlama sahip atasözleri de vardır.
  • "Rüzgâr eken, fırtına biçer.” atasözü sadece mecaz anlamlı;
  • “Dost ile ye iç, alışveriş etme.” sadece gerçek anlamlı
  • “Mum dibine ışık vermez” hem gerçek hem mecaz anlamlıdır.
7. Argo Anlam
Belirli bir topluluğa özgü olan argo anlam özel sözcüklerdir. Dil içerisinde ayrı bir dil olarak kullanılabilir. Asla küfür ile karıştırılmamalıdır.
  • Canına yandığımın dünyası
  • Aklına tükürmek: birinin düşüncesini beğenmemek
  • Mektep çocuğu: acemi, toy
  • Cilalanmak: Tıraş olmak, giyime dikkat etmek
  • Madik atmak: Hile yapmak, dolandırmak
8. Somut Anlam

Beş duyu organımızın herhangi biriyle algılayabildiğimiz kavramların taşıdıkları anlamlardır. Bu anlamlar çoğunlukla maddelerde karşımıza çıkar.
  •      Ağaç, taş, ev, mavi, soğuk, su, masa, yol...
NOT 1:  
Hava, elektrik gibi ifadeler sizi yanıltabilir. Dikkat edilmesi gereken bunların organlarla algılanabileceğidir.

Örnek 2:   Hava kelimesi cümle içerisinde algılanabilen bir varlığı karşılarsa yani elimizi hızlıca salladığımızda bunu hissedebiliyorsak “hava” sözcüğü somuttur. 

8.2. Somutlama

MEB tanımına göre somutlama, soyut anlamlı bir kelimenin “istiare, benzetme, teşhis” yoluyla somut bir nesneye özellik aktarması sonucu somutlanmasıdır.

ÖRNEK 1: “Dil, insanlar arasında kullanılan bir anahtardır." ifadesinde geçen "dil" soyut bir kavram olan lisan sözcüğünü karşılar. Bununla beraber  dil kavramı, somut bir varlık olan anahtara benzetilmiş ve somutlaştırma yapılmıştır.

ÖRNEK 2: "Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman." cümlesinde soyut anlamlı zaman kelimesi, somut anlamlı ceylan kelimesine benzetilerek somutlama yapılmıştır.

Soyut olan bazı durumların kolay kavranabilmesi için somutlamalardan yaralanılır. Somutlamalara özellikle deyimlerde sık rastlanır.

9. Soyut Anlam

Beş duyu organımızın hiçbiriyle algılayamadığımız varlıkların taşıdıkları anlamlardır. Bu kelimeler daha çok kavram olarak karşımıza çıkar.-

  •      Rüya, insanlık, sevgi, korku, güzellik...
9.1 Soyutlama

Somut anlamlı kelimeler cümle içerisinde anlatıma güç ve güzellik katmak amacıyla bazen soyut bir anlam ifade edecek biçimde kullanılırlar. Bu şekildeki kullanımlara soyutlama denir.

ÖRNEK 1:   Yufka kalbi ile yapılanlara daha fazla dayanamadı. (Bu cümlede yufka sözcüğü olaylardan çok çabuk etkilenme anlamında kullanılmıştır. Yani yufka somutken cümle içinde soyut anlam kazandırılmıştır.)

ÖRNEK 2:
Gitarı çok daha kolay öğrenebilmenin bir yolu olmalı. (Yol kelimesi somut anlamlı sözcükken bu cümlede “yöntem” anlamında kullanıldığından soyutlaşmıştır.) 

10. Nicel ve Nitel Anlam
Nicel bahsedildiği gibi “nice” kökünden türemiştir. Nice, sayı belirtir. Ölçülebilir. Nitel ise, niteleme sıfatlarından da hatırlayacağımız gibi şekil, durum, renk, biçim belirtir. O halde Nitel de sayılamayan anlamlardır. 

• Büyük bir tavşan avladı. (Tavşanın büyüklüğünü ölçebilir misin? Evet. O zaman nicel) 
• Çok ağır ve oturaklı bir kız. (Bahsedilen kilo olmadığı için ağır sözcüğü bu cümlede niteldir.)

KELİMELER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ

1. Eş Anlamlı (Anlamdaş) Kelimeler

Yazılışları aynı, anlamları farklı olan kelimelere eş anlamlı kelimeler denir. Bu kelimeler cümle içerisinde tam olarak birbirinin yerini karşılayabilir.
  • kara –siyah
  • okul-mektep
  • kıymet-değer
  • cevap-yanıt
  • öğrenci-talebe
  • sene-yıl
  • medeniyet-uygarlık
  • imkân-olanak
  • acele-ivedi

NOT 1:  
Kelimelerin cümle içerisinde birbirinin yerini tutabilmesi için her ikisinin de aynı anlamda kullanılması gerekir. Yani cümle içerisinde mecaz anlamlı bir kelimenin yerine gerçek anlamlı bir kelime tercih edilemez. 

Örnek 1:   “ Baş koyduk Türkiye'nin yoluna.” cümlesinde “baş” kelimesinin eş anlamlısı olan “kafa” kelimesinin kullanımı doğru olmaz.

Örnek 2:   “Kara bahtım, kör talihim.” cümlesinde “kara” kelimesinin eş anlamlısı olan “siyah” kelimesinin kullanılması ve kör kelimesinin eş anlamlısı olan âmâ kelimesinin kullanılması doğru bir şey değildir.

2. Yakın Anlamlı Kelimeler

Anlamdaş göründüğü hâlde tam olarak birbirinin yerini tutamayan kelimelere yakın anlamlı kelimeler denir. Eş anlamlı kelimeler her durumda birbirinin yerini tutarken yakın anlamlı kelimelerde bu durum cümleye göre değişir.
  • göndermek-yollamak
  • dilemek-istemek
ÖRNEK 1:
  • Devlet hırsızları izliyor.
  • Devlet, hırsızları seyrediyor.
  • Devlet, hırsızları takip ediyor.
     Yukarıdaki üç cümlenin anlamı her ne kadar aynı gibi görünse de hepsi birbirinden farklıdır. Birinci cümlede bir “sessizce gözlemlemek" anlamı, ikinci cümlede bir "müdahale etmeden serbest bırakmak" anlamı, üçüncü cümlede "peşine düşmek" anlamı vardır.

3. Zıt (Tezat) Anlamlı Kelimeler

Anlam olarak birbirinin zıttı olan kelimelere tezat kelimeler denir.
  • siyah-beyaz
  • oturmak-kalkmak
  • uzun-kısa
  • var-yok
  • pahalı-ucuz
  • karanlık-aydınlık
  • ağır-hafif
  • güzel-çirkin

NOT 1:  Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur.
Örnek 1:   “yüzmek, vurmak, yemek” fiilinin zıt anlamlısı yoktur. 

NOT 2:  Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı değildir.
Örnek 1:   "Ağlamak" kelimesinin olumsuzu "ağlamamak" zıttı ise "gülmek"tir.

NOT 3:  Kelimeler arasındaki karşıtlık cümleye göre değişir.

Örnek 1:   "Bu işten alnım ak ayrıldım." cümlesindeki ak sözcüğünün karşıtı karadır ancak bu cümlede zıt anlam olarak kullanılamaz.

  
4. Eş Sesli (Sesteş) Kelimeler

Yazılışları aynı, anlamları farklı sözcüklere sesteş sözcükler denir. Bu sözcükler daha çok şiirlerde tercih edilir
  • Yar bana gülü verdi. Hemen o anda gülüverdi.
  • ( Gül: 1. çiçek, 2. gülme işi )
NOT 1:  Eş seslilik ile çok anlamlılık birbirine karıştırılmamalıdır. Bir sözcüğün "yan ve mecaz" anlamı o sözcüğün sesteşi değildir! Sesteşlik, gerçek anlamlar arasında aranır.


NOT 2:  
“yar” ve “yâr”, “alem”ve “âlem”, “hala” ve “hâlâ”, “kar” ve “kâr”, “adet” ve“âdet” kelimeleri eş sesli değildir.
Edebiyatta eş sesliliğin kullanılması sonucu “cinas” sanatı ortaya çıkmıştır.

Örnek:
Bu iş bana asla yaramaz.
Sevdiğimden yaram az.


5. İkilemeler (Tekrarlar)

İkileme, sözcük grubudur. İki kelimenin bir bütün olarak kullanılması veya tekrarlanması ile oluşur.

1)  Aynı kelimenin tekrar edilmesiyle ikileme yapılır:
ÖRNEK :  yavaş yavaş, ağır ağır, sessiz sessiz...

2)  Birbirine zıt kelimelerin edilmesiyle ikileme yapılır:
ÖRNEK :  İyi kötü, aşağı yukarı, ileri geri...

3)  Biri anlamlı diğeri anlamsız iki kelimenin edilmesiyle ikileme yapılır.
ÖRNEK :  para mara, iş miş, huzur muzur, eğri büğrü, yırtık pırtık...

4)  Her ikisi de anlamsız kelimeyle ikileme yapılır. 
ÖRNEK :   eciş bücüş, paldır küldür, apar topar, mırın kırın…

5)  Yakın anlamlı kelimelerin edilmesiyle ikileme yapılır.  
 ÖRNEK :   ak pak, mal mülk...

6)  Eş veya yakın anlamlı kelimelerin edilmesiyle ikileme yapılır.
ÖRNEK :   bitmek tükenmek, sağ salim, sağlıklı sıhhatli, ses seda, güçlü kuvvetli…

7)  Yansıma sözcüklerin tekrar edilmesiyle ikileme yapılır:
ÖRNEK :  tıkır tıkır, çatır çatır, şırıl şırıl...

6. Deyim aktarması

Anlam aktarması olarak kabul edilen bu aktarma, bir sözcüğün benzetme amacı ile başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır. 

Deyim aktarmaları farklı şekillerde yapılır. 
Bunlar:

 1. İnsandan doğaya aktarmalar (İnsana Özgü Kavramların Doğaya Aktarılması):İnsana ait niteliklerin doğaya aktarılmasıdır. Kişileştirme sanatından faydalanılır.
  • Kuşlar selama durdu seni görünce.
  • Çiçekler boynunu büker sen gidince.

2. Doğadan insana aktarmalar (Doğaya Özgü Kavramların İnsana Aktarılması): Doğadaki varlıklara ait niteliklerin insana aktarılmasıyla ortaya çıkar.
  • Olgun tavırlarıyla herkesin beğenisini kazandı.(Olgunluk doğaya ait bir özelliktir)
  • Bedir’ in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.
  • Dalgalanır deli gönül şafakta.

3. Duyu Aktarmaları: Bir duyunun başka bir duyuyla beraber kullanılmasıdır.
  • Acı bir koku yayıldı ortama. (Tatma-koklama)
  • Keskin bir bakış attı bize. (Dokunma-görme) 

4. Doğayla İlgili Kavramların Doğaya Aktarılması: 
  • Dalgalar tırmaladı kayaları.
  • Rüzgârlar ulurdu sabaha kadar
NOT: Bazı kaynaklar, somutlaştırmayı da dâhil etmektedir. Sorunun gidişatına göre çözümleme yapılmalıdır.

Ad aktarması / Mecazı Mürsel / Düz Değişmece

Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması): Benzetme ilgisi söz konusu olmadan, başka bazı ilgilerle, bir sözün başka bir söz yerine kullanılmasıyla oluşturulan mecazlardır.

İç -dış ilgisi
"Anne, çamaşır kazanı kaynadı,gel!"
"Üstünü çıkarıp yatağa uzandı."
"Ne zamandır evde tencere kaynamıyor."
"Bu depoyla Düzce'ye kadar gideriz."
"Şofben yanıyordu."

Parça - bütün ilgisi
"O zamanlar bu gazetede usta kalemler vardı."
"Üniversitedeki kürsüsünde yıllarca çalıştı."

Neden - sonuç ilgisi
"Hay mübarek! Bereket yağıyor bereket!"
"Bahar aylarında rahmet düşmezse ürün iyi olmaz."

Sanatçı - eser ilgisi
"Davetlilere piyanosuyla önce Çaykovski, sonra Mozart çaldı."
"Şimdi de biraz Yûnus Emre okuyalım mı?"
"Pikapta Münir Nurettin dönüyordu."

Yer, yön, bölge, çağ - insan ilgisi
"Eve haber verip geleyim."
"Batı ve Doğu, inanç ve felsefe yönünden hem birbirini etkilemiş
hem birbirine uzak durmuştur."

Soyut - somut ilgisi
"Türklük yüreğini dağlasın gayrı/Cihan da bizimle ağlasın gayrı."
Somut bir varlık olan "Türk insanı, Türk milleti " yerinde, soyut olan "Türklük" kullanıldı.
"Gençlik; kafası ve yüreğiyle toplumun güvencesidir."
"Gençler" yerine soyut olan "gençlik"; "düşünce" yerine somut olan kafa; "cesaret, duygu" kavramları yerine somut olan "yürek" kullanıldı.

YGS SORUSU: Marmara’da her yelken
Uçar gibi neşeli
Bu örnekte yelken kelimesi gemiyi kastettiği için ad aktarması örneğidir. 


LYS SORUSU: Kapılıp tekerleğin sesine
Uzanmış, kalmışım yaylının şiltesine. 

Bu örnekte yaylı ile araba kastedilmiştir. Yaylar, aracın bir parçasıdır.


İçeriklerimiz, pdf anlatımlar dahil, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nca korunmaktadır. Telif haklarının herhangi bir şekilde ihlali, başka yerlerde isimsiz yayımlanması, çeşitli kitap kaynaklarında izinsiz yer alması, içeriğin izinsiz kopyalanıp başka bir isimle tanıtılması vb. ile yapan kişi, kişiler veyahut kurumlar hakkında gerekli işlemler başlatılacaktır.

Türkçe ve Edebiyat yönetimi.