UYARI: Facebook ve Instagram üzerinden gelenler, PDF'leri indirebilmek için sağ üstteki "üç nokta"ya basarak "tarayıcıda aç" (chrome, safari vb.) tuşuna tıklamalıdır. Facebook veya Instagram tarayıcısından Google Drive indirme yapmamaktadır.

Tanzimat Edebiyatı - Özellikleri, Sanatçıları, Eserleri (1860 - 1896) | PDF

1. Tanzimat Hazırlık Dönemi

  • Osmanlı Devleti, yaşanan sorunlardan ötürü Batılılaşma yoluna giderek Tanzimat Fermanı’nı 1839’da Gülhane Parkı’nda ilân etmiştir. 
    • Abdulmecid Dönemi’nde Mustafa Reşit Paşa tarafından okunmuştur.
    • Bu ilanla beraber Osmanlı’da bir Batılılaşma akımı ortaya çıkmıştır.
    • Bu ilanla beraber Avrupa’ya öğrenciler gönderilmiştir.
    • Özellikle Fransa’da yaşanan devrimler, bu öğrenciler üzerinde büyük etkiler bırakmıştır.
    • Osmanlı’daki bu Batılılaşma çabası, Türk edebiyatında da kendisini göstermiştir. 
    • Tanzimat edebiyatı bu arayışlardan ötürü Arayışlar Devri Türk Edebiyatı olarak da bilinir. 
    • Yine yenileşme ihtiyacının olduğu dönemde ortaya çıkması ile Türk Teceddüt Edebiyatı, Yeni Türk Edebiyatı, Batı Tesirindeki Türk Edebiyatı, Avrupai Türk Edebiyatı adını da almaktadır.
  • Batılılaşma kaygısıyla birçok yenilik oluşturuldu:
    • 1831’de ilk resmî gazete, Takvim-i Vekâyi çıkarıldı.
    • 1840’ta ilk yarı resmî gazete Ceride-i Havadis, W. Churchill tarafından çıkarıldı.
    • 1849’da ilk mesleki, bilimsel gazete olan Vaka-i Tıbbiye çıkarıldı. 
    • 1852’de Dar’ülfünun (Fenler Kapısı) kuruldu ve Encümen-i Daniş kurulu oluşturuldu.
    • 1876’da Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi tarafından Kanun-i Esasi hazırlandı ve 1. Meşrutiyet ile yürürlüğe girdi.
    • 1876’da İbrahim Müteferrika ilk Türk matbaasını kurdu.
    • Avrupa’ya gönderilen elçilerin yazdığı eserler, toplumda Avrupai yaşama yönelik büyük bir ilgi uyandırdı.
      • 28 Çelebi Mehmet Sefâretnamesi
  • Bu dönemde Tanzimat Hazırlık Dönemi’nin ilk anısı olan Tabsıra, Âkif Paşa tarafından yazılmıştır.
    • Âkif Paşa, yazdığı Âdem Kasidesi ile bilinen kasideye soyut içerikler sunmuştur. 
  • Sadullah Paşa’nın 19. Asır Manzumesi eseri, Batı’yı takip ettiğini gösteren bir şiirdir.
    • Bilime, akla verilen önemi anlatması bakımından eski tarzı yeni içeriklerle bütünleştirmiştir.
  • Ahmet Cevdet Paşa, Tanzimat Hazırlık Dönemi’ne Tarih-i Cevdet, Kavaid-i Osmaniyye, Belagat-ı Osmaniyye ile katkıda bulunmuştur.
  • Münif Paşa, Mecmua-yı Fünun’u çıkarmıştır.
  • Encümen-i Daniş, çeviri eserler oluşturmak, bilimsel eserler yazmak, Türkçeyi geliştirmek amacıyla kuruldu.
Erişti evc-i kemâlâta nûr-ı idrâkât
Yetişti rütbe-i imkâna kısm-ı mümteniât
(Akıl, anlayış gücünün ışığı olgunluğun zirvesine erişti. Olmaz zannedilen birçok şey mümkün hâle geldi.)

Mebâhis-i felek ü arz ü hikmet ü kimyâ
Değil vesâvis-i ezhân ü vehm ü temsilât
(Astronomi, coğrafya, kimya, fizik ve felsefe konula-rı artık zihnî kuruntulardan, mantık yürütmekten ibaret değil.)

Havâ vü berk ü ziyâ vü buhâr u mıknâtıs
Yed-i tasarruf-ı insanda unsur-ı harekât
[(Bilim sayesinde) hava, elektrik, ışık, buhar ve mıknatıs, insanın elindeki hareket unsurlarıdır.]
19. Asır Manzumesi - Sadullah Paşa

2. Tanzimat Edebiyatı 1. Dönem Genel Özellikleri

  • Fransız edebiyatının örnek alındığı bir dönemdir.
    • Öykü, eleştiri, fabl, roman, makale, tiyatro gibi türler Batılı anlamda ilk defa karşımıza çıkmıştır.
    • Teknik açıdan zayıf nitelikte eserler verilmiştir.
  • Bu dönem edebiyatçıları, sanatın halka yönelik olması gerektiğini savunmuştur.
    • Edebiyat, onlara göre halkı eğitmede bir araçtır.
      • Gazete, halka ulaşmada bir araç olarak tercih edilmiştir.
    • Sanat, toplum içindir anlayışı güdülmüştür.
    • Divan edebiyatının ağır dilini eleştirmiş, halkın dilinin edebi-yatın dili olması gerektiğini savunmuşlardır.
      • Ancak divan edebiyatı etkisinden ötürü, bu sadece fikir olarak kalmıştır.
      • Ölçü olarak hece arzulansa da aruz ölçüsü kullanılmıştır.
    • Fransız İhtilali etkisiyle eşitlik, hak, özgürlük, adalet gibi konular işlenmiştir.
    • Klasisizm ve romantizm etkisi söz konusudur.
  • Noktalama işaretleri, Batılı bir tarz ile ilk defa bu dönemde Şinasi tarafından kullanılmıştır.

3. Tanzimat Edebiyatı 2. Dönem Genel Özellikleri

Bu dönemde Fransız İhtilali’nin sonucu olarak milliyetçilik propagandası, Osmanlı gibi çok uluslu devletleri sıkıntıya sokmuştur. Özellikle Tanzimat 1. Dönem’de edebî eserlerle bu düşüncenin yaygınlaşmasından çekinen Osmanlı yönetimi, İstibdat Dönemi ile edebiyata da etki etmiştir.
  • İstibdat Dönemi etkisiyle sanatçılar, içe kapanmayı tercih etmişlerdir.
  • Toplumsal sorunlardan uzak durulmuş, daha çok bireyi temele oturtan bir edebiyat oluşturul-muştur.
  • Ölüm, Allah, hayat gibi metafiziksel yeni konular işlenmiştir.
  • Sanat, sanat içindir anlayışı hâkimdir.
  • Dil oldukça ağırlaştırılmıştır.
  • Arapça ve Farsça tamlamalarla kurulu bir dil oluşturulmuştur.
  • Tiyatro eserleri, sadece okunmak için yazılmıştır.
  • Batı edebiyatı savunulmuş, nazım şekilleri üzerinde değişimler yapılmıştır.
  • Realizm, natüralizm bu dönemdeki etkin akımlardır.
Tanzimat 1. Dönem Şairleri
  1. Şemsettin Sami
  2. Namık Kemal
  3. Ahmet Mithat Efendi
  4. Ahmet Vefik Paşa
  5. Ziya Paşa
  6. İbrahim Şinasi

Tanzimat 2. Dönem Şairleri
  1. Samipaşazâde Sezai
  2. Nabizâde Nazım
  3. A. Hamit Tarhan
  4. Muallim Naci
  5. Recaizâde M. Ekrem

a. Tanzimat Dönemi Şiiri

Tanzimat 1. Dönem Şiiri

Tanzimat 2. Dönem Şiiri

Bu dönemde şiir çevirileri yapılmıştır. Şinasi, “Tercüme-i Manzume ile ilk çeviri şiirleri yayımlamıştır.

Oluşan baskı ortamından ötürü sanat, sanat içindir anlayışı güdülmüştür.

Batı etkisinde kalındığından divan mazmunları yerine Fransız mecazları ele alınmıştır.

         Bireysel, soyut, metafizik, tabiat gibi konular işlenmiştir.

Gelenek olarak divan şiiri geleneği devam ettirilse de içerik olarak yenilikler sunulmuştur.

        Ağır, sanatlı bir dil işlenmiştir.

·        Toplumsal konular, şiire dâhil edilmiş; “hak, hürriyet, eşitlik, adalet, vatan, medeniyet” gibi konular işlenmiştir.

Güzel olan her şey, 2. Dönem şairlerine göre şiirin konusu olabilir. Estetik, şiir için önem arz etmektedir.

·        Divan şiirinin aksine konu bütünlüğü tercih edilmiştir.

Divan şiiri nazım şekillerinin kullanımı daha baskın olsa da yeni nazım biçimleri de denenmiştir.

·        Aruz ölçüsünün yanında hece ölçüsü de denenmiştir.

        Aruz ölçüsü ağırlıkla kullanılsa da birkaç şiirde hece ölçüsü de denenmiştir.

·        Kafiye göz içindir anlayışı devam etmiştir.

        Nazım birimi olarak dize, beyit ve bent tercih edilmiştir.

·        Divan şiiri nazım şekilleri kullanılmaya devam edilmiş, bu şekillerde değişiklikler yapılmıştır.

·        Kasidedeki  “nesib, fahriye, tegazzül” kaldırılmıştır.

·        Kişi, yenilikler yapmışsa bu yaptığı yenilikler övülmüştür.

         Göz için kafiye, kulak için kafiye tartışması bu dönemde başlamış; Muallim Naci “göz için kafiye” derken Recaizade ve öğrencileri “kulak için kafiye” anlayışını savunmuştur. (Abes-muktebes tartışması)

          İlk kafiyesiz şiir (Validem), ilk pastoral şiir Tanzimat’ın ikinci döneminde yazılmıştır.

Romantizm akımının etkisi görülür.

Romantizm akımının etkisi görülür.


Divan Şiiri ve Tanzimat Şiiri Kıyaslaması

DİVAN ŞİİRİ (Fuzulî)

TANZİMAT ŞİİRİ (Hürriyet Kasidesi)

Yâ Rab bela-yı aşk ile kıl âşîna beni
Bir dem bela-yı aşktan kılma cüdâ beni

Az eyleme inayetini ehl-i dertten
Yani ki çoh belâlara kıl müptelâ beni

Gittikçe hüsnün eyle ziyâde nigârımın
Geldikçe derdine beter et müptelâ beni

Öyle zaîf kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ beni

Nahvet kılıp nasîb Fuzuli gibi bana
Yâ Rab mukayyed eyleme mutlak bana beni

Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten
Çekildik izzet ü ikbal ile bâb-ı hükûmetten

Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez iânetten

Hakîr olduysa millet, şânına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher, sâkıt olmaz kadr-ü kıymetten

Vücûdun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır
Ne gâm râh-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten.

Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten


Abes- Muktebes Tartışması

Özellikle Tanzimat 2. Dönem edebiyatını etkileyen bu tartışma, Hasan Asaf’ın “Burhan-ı Kudret” adlı şiirinde yer alan “abes, muktebes” sözcüklerindeki kafiyeden ortaya çıkmıştır. Hasan Asaf, “kafiye kulak içindir” söylemiyle Recaizâde Mahmut Ekrem’i destek olarak görürken bu tartışmanın temeli de atılmıştır.
“Zerre-i nurundan iken muktebes (مقتبس) 
Mihr ü mehe etmek işaret abes (عبث)”

b. Tanzimat Dönemi Romanı ve Hikâyesi

Tanzimat 1. Dönem

Tanzimat 2. Dönem

Bu dönemde Türk edebiyatına roman, çeviri yoluyla girmiştir.

·        Odysseia’nin  oğlu Telemak’ın serüvenlerinin anlatıldığı “Telemaque”, Yusuf Kâmil Paşa tarafından çevrilmiştir.

·        Bu dönemde Sefiller (Hikâye-i Mağdurin), Monte Cristo (Teodor Kasap), Robinson Crusoe (A. Lütfi Efendi) çevrilmiştir.

·        İlk yerli roman, Şemsettin Sami tarafından “Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat” adıyla yayımlanmıştır.

·        İlk edebî roman İntibah ise Namık Kemal tarafından yayımlanmıştır.

Teknik açıdan daha sağlam içeriğe sahip eserler yazılmıştır.

         İlk realist roman Araba Sevdası Recaizade Mahmut Ekrem tarafından yazılmıştır.

         İlk realist hikâye Küçük Şeyler, Samipaşazade Sezai tarafından yazılmıştır.

          Okuru eserden uzaklaştıracak gereksiz bilgi akışları kesilmiştir.

 

Romantizm akımının etkileri görülür.

·        Yazarlar kişiliklerini gizlemez, olaylara müdahale eder ve bu özellik bu dönem romanını teknik açıdan zayıf kılar. İyiler ödüllendirilir, kötüler ise cezalandırılır.

·        Okuyucuyu bilgilendirme kaygısı güdülür.

·        Tesadüflere bolca yer verilir.

Realizm akımının etkisi görülür.

          Gözleme büyük önem verilmiştir.

          Rastlantılardan kaçınılmış, abartıdan uzak durulmuştur.

        Yazar, olayın akışına müdahale etmeyerek kişiliğini gizlemiştir.

Yanlış Batılılaşma, esirlik, cariyelik gibi konular işlenmiştir.

Yanlış Batılılaşma, esirlik, cariyelik gibi konular işlenmiştir.

Ahmet Mithat Efendi’nin Letaif-i Rivayat’ı ilk yerli hikâye olarak kabul edilir.

İlk köy romanı Karabibik (Nabizâde Nazım) ile İstanbul dışına çıkılmıştır.


c. Tanzimat Dönemi'nde Tiyatro

TANZİMAT 1. DÖNEM

TANZİMAT 2. DÖNEM

İlk tiyatro, 1859’da yazılan ve 1960’ta Tercüman-ı Ahval’de yayımlanan Şair Evlenmesi; Şinasi tarafından yazılmış ve oynanmamıştır.

Tanzimat 2. Dönem’de İstibdat Dönemi’nin etkisinden ötürü siyasal ve sosyal konulardan uzak durulmuştur.

Namık Kemal, oynanan ilk tiyatro Vatan yahut Silistre’yi yazmıştır.

  • Namık Kemal, Celaleddin Harzemşah’ın ön sözünde tiyatroyu halkı eğitmede faydalı bir araç olarak gördüğünü dile getirmiştir.

Bu dönem tiyatroları, sahnelenmeye uygun değildir.

  • Okunmak amacıyla yazılmıştır.
  • Dil ağır, sanatlı bir dildir.

 

Bu dönem ürünleri, sahnelenmeye uygundur.

  • Dil, sade ve anlaşılır bir dildir.

Konu olarak tarihî konular, seçkin insanlar işlenmiştir.

Geleneksel Türk tiyatrosundan faydalanılmıştır.

Bu dönemde Abdulhak Hamit Tarhan tiyatro alanında manzum ve mensur eserler vermiştir.

Bu dönemde Şinasi ve Ahmet Vefik Paşa, tiyatro alanında klasisizm etkisindedir.

 

Konularda romantizm etkisi vardır.

 

Ali Haydar’ın yazdığı Sergüzeşt-i Perviz, trajedi ve manzum tiyatronun ilk örneklerindendir.

 

Güllü Agop, 1867’de Gedik Paşa Tiyatrosunu kurmuştur. Ahmet Vefik Paşa da Bursa'da tiyatro açmıştır.

 


d. Diğer Türler

  • Tanzimat Dönemi’nde edebiyatımızın ilk makalesi, Şinasi tarafından yazılmıştır. 
    • Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi
  • Ziya Paşa “Şiir ve İnşa” makalesinde halk edebiyatını savunurken “Harabat Mukaddimesi”nde divan edebiyatını savunmuştur.
  • Namık Kemal’in “Lisan-ı Osmanî’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazatı Şamildir” makalesi, ilk eleştiri yazısıdır.
  • İlk eleştiri eseri ise Tahrib-i Harabat’tır.

e. Tanzimat Dönemi Gazeteleri

  • Takvim-i Vakayi, ilk resmî gazetedir.
  • Ceride-i Havadis, ilk yarı resmî gazetedir ve William Churchill tarafından çıkarılmıştır.
  • Tercüman-ı Ahval, Şinasi ve Agâh Efendi tarafından çıkarılan ilk özel gazetedir. 
  • Tasvir-i Efkâr, Şinasi’nin tek başına çıkardığı gazetedir.
  • Devir, Bedir, Tercüme-i Hakikat; Ahmet Mithat Efendi tarafından çıkarıldı. 
  • Hürriyet, Ziya Paşa ve Namık Kemal ile birlikte Londra’da çıkarılmıştır. Sonrasında Ziya Paşa tek başına çıkarmıştır.
  • Mümeyyiz, ilk çocuk gazetesi olarak kabul edilir.
  • Diyojen, Teodor Kasap tarafından çıkarılan ilk mizah gazetesidir. 
  • Ali Suavi, Muhbir’i çıkarmıştır.
  • Şemsettin Sami, Sabah ve Tercüman-ı Şark’ı çıkarmıştır.
  • İkdam, Ahmet Cevdet tarafından çıkarıldı

a. Tanzimat 1. Dönem Şair ve Yazarları

1. İbrahim Şinasi

  • I. topluluğun önde gelen şairlerindendir.
  • Kendisi, Türk dilinin sadeleşmesi gerektiğini savunmuş ve sadeleşme hareketlerini başlatanlardan olmuştur..
  • İlklerin sanatçısıdır.
    • Edebiyatımızda noktalama işaretini ilk kez kullanmıştır.
    • Edebiyat kelimesini ilk defa "lenn-i edeb" adıyla Şinasi kullanmıştır.
    • İlk makaleyi yazmıştır.
    • Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi
    • İlk defa konulara uygun başlıklar vermiştir.
    • Türk basınının ilk başyazarıdır.
    • İlk yerli tiyatroyu yazmıştır.
      • Şair Evlenmesi
    • İlk özel gazeteyi çıkarmıştır.
      • Tercüman-ı Ahval
    • Akıl, medeniyet, kanun gibi kelimeleri Türk şiirine yerleştiren ilk kişidir. 
  • Batılılaşma hareketinin öncülerinden olarak şiir çevirilerini Tercüme-i Manzume’de  toplamıştır.
  • Divan edebiyatı nazım şekillerinden olan “kasideleri” yeni şekillerle aktarmaya çalışmıştır.
    • Konu olarak “münacatında” akıl yoluyla Allah’ı bulabileceğini dile getirmiştir.
    • Bu yönüyle klasisizmden etkilenmiştir. 
    • Eserlerinde parça güzelliği yerine bütün güzelliğine önem vermiştir.
  • Şiirlerini aruzla yazmıştır
Bir ıtık-nâmedir insâna senin kaanûnun
Bildirir haddini Sultâna senin kaanûnun
(Reşit Paşa Kasidesi)
    • Divan edebiyatı hayalciliğini bir kenara bırakmıştır.
  • Nesri, divan edebiyatından farklı olarak düşünceleri yayma aracı olarak görmüş-tür.
    • Konuşma dilini, yazı dili hâline getirmeye çabalamıştır.
  • La Fontaine'den manzum çeviriler yapmıştır.
    • Bu çeviri Batılı anlamdaki ilk fabl çevirilerindendir. (Eşek ile Tilki, Arı ile Sivrisinek)
  • Tasvir-i Efkâr gazetesini çıkarmıştır.
  • Namık Kemal ve Ziya Paşa’yı etkilemiştir.
  • Durub-ı Emsal-i Osmaniye adlı eseriyle atasözlerini derlemiştir.
Eserleri:
  • Tiyatro: Şair Evlenmesi (Görücü usulü evliliğin yanlışlığını işler. “Müştak Bey, Hikmet Bey, Kumru Hanım, Sakine H-nım”)
  • Şiir: Müntehabat-ı Eş’ar (Divan-ı Şinasi)
  • Derleme: Durub-ı Emsal-i Osmaniye
  • Sözlük: Kamus-ı Osmanî (tamamlayamamıştır)
  • Çeviri: Tercüme-i Manzume

2. Ziya Paşa

  • Bir dönem Jön Türk hareketinde yer almıştır.
  • Doğu ile Batı kültürü arasında çelişkide kalmıştır.
    • Düşünceleriyle Avrupalı, duygularıyla Doğulu olmuştur.
    • Fransa’da iken halk edebiyatını savunsa da ülkeye geri döndüğünde Divan edebiyatını savunmuştur.
      • Şiir ve İnşa adlı makalesinde halk şiirinin, asıl şiir olduğunu dile getirse de Harabat antolojisinin ön sözünde divan şiirinin asıl şiirimiz olduğunu savunmuştur.
"Bizim dilimiz Osmanlıca değil Türkçedir. Şiirimizde divanları dolduran gazelle kaside değil, bazılarının vezinsiz diye beğenmedikleri 'kayabaşı', 'üçleme' ve 'çöğür'lerdir. İstidat sahiplerimiz hele bu yola bir kere himmet etsinler, az vakitte ne şahsiyetler yetişir."
Ziya Paşa
  • Divan edebiyatı tarzıyla şiir yazmıştır.
    • Bağdatlı Ruhi’ye nazire olarak yazdığı Terkib-i Bent‘i önemlidir.
  • Bazı beyitleri, bugün vecizeye dönüşmüştür.
    • Hikemi bir tarza sahiptir.
"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez
Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan

Bed-asla necabet mi verir hiç üniforma
Zerdüz palan vursan eşek yine eşektir.

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir”
  • Şiirlerinde aruz kullansa da “hece” ile yazdığı bir türküsü bulunmaktadır.
  • Toplumdaki kötü gidişat, onu felsefi içeriklere yöneltmiş ve şiirlerinde bu konular ele alınmıştır.
  • Ali Paşa ile yaşadığı çekişmeler, ona yönelik hicivler yazmasına sebep olmuştur. Girit'in kaybedilmesi üzerine hiciv niteliğinde "Zafername" adlı eseri yazmıştır.
  • Türk edebiyatına çeviri yoluyla eserler kazandırmıştır.
  • Yurt dışında ilk kez çıkarılan gazete “Hürriyet”i Namık Kemal ile birlikte basmıştır.
  • Romantizm akımının etkisinde kalmıştır.
Eserleri:
  • Şiir: Eş’ar-ı Ziya
  • Antoloji: Harabat (3 cilt)
  • Anı: Defter-i Amal
    • Yazarın çocukluk anılarını işler.
  • Çeviri: Endülüs Tarihi, Engizisyon Tarihi
    • Tartüffe (Riyanın Encamı), hece vezniyle kafiyesiz bir şekilde çevrilmiştir.
  • Diğer: Zafername, Veraset Mektupları
    • Rüya adlı eser, röportaj türüne ilk olarak görülebilir.

3. Namık Kemal

  • Encümen-i Şuara topluluğuna katılmış bir şairdir.
  • Şiir, eleştiri, biyografi, roman, tarih, makale gibi farklı türlerde eserler vermiştir.
    • İlk şiirleri divan edebiyatı çizgisindedir.
    • Şinasi ile tanıştıktan sonra eserleriyle divan edebiyatını yıkıp yeni bir edebiyatı oluşturmayı hedefler.
  • Vatan ve Hürriyet şairi olarak bilinir.
  • Romantizm etkisindedir.
    • Eserlerindeki karakterler, daima iyi ya da daima kötüdür.
    • Tesadüflere bolca yer vermiştir.
  • Edebiyatı, halka ulaşmada bir araç olarak görmüştür.
    • Celal Mukaddimesi’nde “Tiyatronun halkı eğitmede faydalı ve eğlenceli bir araç” olduğunu belirtmiştir
  • Toplum için sanat” anlayışındadır.
    • Eserlerinde vatan, hürriyet, özgürlük, eşitlik gibi konuları işlemiştir.
      • Hürriyet kavramını şiirinde ilk defa bilinçli bir şekilde kullanan şairdir.
    • Hak, adalet, eşitlik, hürriyet, vatan vb. konuları ısrarla işlemiştir.
    • Tarihî ve toplumsal konular üzerinde durmuştur.
    • Şiirlerini, heyecanlı bir söylevci edasıyla yazmıştır.
    • Dilin sadeleşmesini arzular.
    • Hece ile şiir denemeleri yapmış-tır ancak şiirlerinde baskın gelen aruz ölçüsüdür.
      • Bu heceyle yazılan içerikler daha çok piyeslerinde yer alır.
  • Ziya Paşa'nın gitgelli yapısına ve Harabat ön sözünde divan edebiyatını savunma-sına kızarak edebiyatımızın ilk eleştiri eseri olan "Tahrib-i Harabat"ı yazmıştır.
  • Tiyatrolarında geçerli olan konular; aşk, vatanseverlik gibi konulardır.
  • Ziya Paşa ile birlikte Londra’da Hürriyet gazetesini çıkarmıştır.
  • Şinasi gibi ilklerle öne çıkar.
    • İlk tarihi, edebi romanı yazmıştır. (Cezmi, İntibah)
    • İlk eleştiri eserini yazmıştır. (Tahrib-i Harabat)
    • İlk oynanan tiyatroyu yazmıştır. (Vatan yahut Silistre)
  • Şinasi, Tasvir'i Efkâr'ı Namık Kemal'e devretmiştir.
Eserleri:
  • Roman: İntibah (Sergüzeşt-i Ali Bey), Cezmi
  • Tiyatro: Vatan yahut Silistre, Gülnihal, Kara Bela, Akif Bey, Celalettin Harzemşah, Zavallı Çocuk
  • Eleştiri: Tahrib-i Harabat, Takib-i Harabat (iki eser de Ziya Paşanın Harabat’ına karşı yazılmıştır.), İrfan Paşa’ya Mektup, Renan Müdafaanamesi
  • Tarih: Devr-i İstila, Kanije, Silistre Muhasarası, Osmanlı Tarihi, Büyük İslam Tarihi
  • Anı: Magosa Mektupları

İntibah 

Ali Bey, iyi öğrenim görmüş varlıklı bir gençtir. Çamlıca'da tanıştığı Mahpeyker adlı kötü bir kadına âşık olur. Annesi Ali Bey’i bu kadından uzak tutmak için Dilaşup adında cariyeyi eve alır. Amacı Ali Bey’i Mahpeyker’den kurtarmaktır. Ali Bey Dilaşup’a âşık olur. Bunu anlayan Mahpeyker, Dilaşup’a iftira atıp kovulmasına neden olur. Dilaşup’u kendisi satın alır. Böylece Ali Bey’i tekrar ona döneceğini düşünür. Ama Ali Bey ona dönmeyince öfkelenir ve Ali Bey’i öldürmeyi düşünür. Bir plan kurar. Dilaşup bu planı duyar. Ali Bey'e haber eder. Ali Bey ilk başta inanmaz ancak sonradan durumu fark ederek evden kaçar. Dilaşup, Ali Bey'in paltosunu görür. Onu giyinir ve uyur. Bunun üzerine katil, Dilaşup’u Ali Bey sanıp öldürür. Bunu gören Ali Bey de Mahpeyker’i öldürür. Ali Bey hapse düşer, bir süre sonra bu üzüntüye dayanamayıp ölür.

Celaleddin Harezmşah         

Harezmşahlardan Mehmet, Moğol kervanına baskın düzenleyince Moğol ordularının saldırılarınca öldürülür. Yerine oğlu Celaleddin geçer. Moğollara yenilen Celaleddin, Hindistan’a kaçar. Oğlunu ve karısını nehre atar. Hindistan’da ordu toplar, Tebriz’e kadar gelir. Kalenin hükümdarı Mihrican, Celaleddin’e âşık olur. Kaleyi teslim edip onunla evlenir.  Savaş sırasında tekrar Moğollara yenilen Celal, öldürülür.

Cezmi    .

III. Murad devrindeki Türk-İran savaşlarından birinde İranlılara esir düşen Kırım şehzadesi Âdil Giray’ın İran sarayında şahın karısı (Şehriyar) ile kız kardeşinin (Perihan) kendisine duydukları ikili aşkı arasında kalması ve ve Cezmi’nin kendisini kurtarmak üzere saraya gelişi anlatılır

Âkif Bey

Kırım savaşında çok sevdiği karısını bırakarak vatanî göreve koşmakta tereddüt etmeyen bir bahriye zabitinin (Âkif Bey) vatanperverliğiyle karısının (Dilruba) sadakâtsizliği teşkil eder. Eser vatanî duygularıyla başlayıp ihanetin sebep olduğu aile faciasıyla biter.

Vatan yahut Silistre  

İslam Bey, uzaktan uzağa Zekiye'yi sevmektedir. Bir gün gönüllü olarak Silistre'ye gitmeyi ister ve gitmeden Zekiye'yle buluşarak ona duyduğu sevgiyi anlatır. Bu sevginin sonucunda Zekiye, bir yolunu bulup İslam Bey'in peşinden cepheye gider ve Âdem isimli bir erkek kılığına girer. Savaşta İslam Bey yaralanır. Ona Âdem kılığında Zekiye bakar. Kumandan Sıtkı Bey, Zekiye'nin babası çıkar. Askerlikte yaşadığı durumdan ötürü adını değiştirmiştir. Şehir işgalden kurtarıldıktan sonra bu ikilinin düğünü yapılır.

Zavallı Çocuk      

Ata, küçük yaşta öksüz kalmış ve akrabası Halil Bey, onu kendi çatısı altına almıştır. Ata ve Halil Bey’in kızı Şefika, birlikte büyümüştür. Ata, tıp fakültesi okumaktadır. Maddi sıkıntı çeken Halil Bey, kızını Paşa ile nişanlamak ister. Şefika, babasına bir türlü Ata’yı açıklayamaz. Verem olur. Ata durumu haber alır, Şefika’nın yanına koşar. Durumu görünce kuvvetli bir zehir alır ve o da Şefika’nın kollarında vefat eder.

Kara Bela

Behrever Banu ve Mirza Hüsrev’in aşkını anlatır. Behrever Banu, Hint şahlarından birinin kızıdır. Ahşit isimli lala, kendini hadım olarak tanıtmış ve Behrever’in hizmetine verilmiştir. Mirza Hüsrev, bir gün gizlice saraya getirilir. Duyulan ayak sesleri üzerine Ahşit, Mirza’yı bir odaya saklar. Behrever’e âşık olan Ahşit, Behrever Banu’yu tehdit eder. Behrever korkudan bayılır. Ahşit ona tecavüz eder. Behrever, bu olayın yükünü kaldıramayacağını anlar. Ölüm döşeğindeyken her şeyi anlatır. Mirza, Ahşit’i öldürür. Kendisi de sonrasında ölür.



4. Ahmet Mithat Efendi

  • Döneminin “Yazı Makinesi” ya da “Hace-i Evvel” lakaplı yazarıdır.
    • Yazı Makinesi unvanı, karşıtları tarafından söylenmiştir.
    • Hace-i Evvel denmesinin sebebi, halkı eğitme çabasındandır
  • Döneminin en çok eser veren yazarıdır.
    • İki yüze yakın eser vermiştir.
  • Romantizmden etkilenmiştir.
    • Halka okuma alışkanlığı kazandırmıştır.
    • Okuyucu eğitmek esastır.
    • Sade, açık ve anlaşılır bir dille yazmıştır. 
    • Okuyucuyu eğitme kaygısından ötürü, olayın akışını keserek okuyucuya bilgiler verir.
      • Okuyucusuna bir meddah gibi “Ey Kari” şeklinde seslenir.
      • Taraf tuttuğunu da açıkça belirtmiştir.
      • Bu nedenle tekniği başarılı değildir.
  • Eserlerinde iyiler kazanır, kötüler kaybeder.
  • İstanbul Türkçesini kullanmıştır.
  • Yazdığı yazılarla geçimini sağlayan ilk yazarımızdır.
  • Bedir, Devir, Tercüman-ı Hakikat gazetelerini çıkarmıştır.
  • Servetifünun akımını kendi anlayışına ters bir şekilde ağır dilinden ötürü eleştirmiştir.
    • Dekadanlar
  • İlk hikâye kitabı Letaif-i Rivayat’ı yazmıştır.
  • Esrar-ı Cinayat adlı ilk polisiye romanı yazmıştır.
  • Felatun Bey ve Rakım Efendi, yanlış Batılılaşmanın eleştirildiği bir eserdir ve Felatun Bey, Eflatun benzetmesiyle Batı'yı temsil etmektedir.
  • Ahmet Mithat'ın son tiyatrosu olan Çerkes Özdenler hem tiyatroda oynanmak hem de roman gibi okunmak üzere yazılmıştır.
  • Ahmet Mithat Efendi, köy hayatının şehir hayatından üstün olduğunu Bahtiyarlık isimli eserinde savunur.
  • Ahmet Mithat Efendi, Fatma Aliye Hanım ile ortaklaşa yazdığı eser, Hayal ve Hakikat'tir.
Eserleri:
  • Hikâye: Kıssadan Hisse, Letaif-i Rivayat , Teehhül
  • Roman: Yeniçeriler, Hasan Mellah, Hüse-yin Fellah, Felatun Beyle Rakım Efendi, Süleyman Musli, Henüz On Yedi Yaşında, Esrar-ı Cinayat, Durdane Hanım, Dünyaya İkinci Geliş, Jön Türk, Paris’te Bir Türk…
  • Tiyatro: Eyvah, Çerkez Özdenler, Çengi
  • Gezi: Avrupa’da Bir Cevelan
  • Anı: Menfa
  • Mektup: Muhaverat ve Muhaberat

5. Şemsettin Sami

  • Sözlük, ansiklopedi ve dil alanındaki çalışmalarıyla tanınmıştır.
  • Göktürk Kitabeleri, Kutadgu Bilig gibi Türk edebiyatının ilk eserlerini Türkiye Türkçesine çevirmiştir.
  • Sabah gazetesini kurdu ve Tercüman-ı Şark gazetesinde başyazarlık yaptı.
  • Romantizm etkisindedir.
  • İlk yerli roman olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ı yazmıştır. 
    • Tesadüflere geniş yer verilir.
  • Sefiller ve Robinson Crusoe’u çevirmiştir.
  • Gave isimli tiyatrosunda Firdevsi’nin Şehname’sinden esinlenme vardır ve Dahhak, Cemşid, Perviz gibi karakterler vardır 
Eserleri:
  • Sözlük: Kamus'ul Alam, Kamus-ı Franse-vi, Kamus-ı Türkî
  • Tiyatro: Gave, Besa yahut Ahde Vefa, Seyyid Yahya

6. Ahmet Vefik Paşa

  • Osmanlı Devleti'nin gelişime en açık devlet adamlarındandır.
  • Milliyetçilik ve Türkçülük akımlarının ilk temsilcilerindendir.
    • Ahmet Vefik Paşa, Türkçenin sadeleşmesi için Çağataycadan sözcük almayı teklif etmiştir.
  • Modern Türk tiyatrosunun temelini atmıştır.
      • Moliere’den çevirdiği Zor Nikâh, edebiyatımızın ilk çeviri tiyatrosudur.
    • Bursa’da tiyatro açmıştır.
  • Lehçe-i Osmanî adlı Türkçeden Türkçeye ilk sözlük çalışmasını yazmıştır.
  • Klasisizmden etkilenmiştir.
Eserleri:
  • Sözlük: Lehçe-i Osmani, Müntehebat-ı Durub-ı Emsal (Atasözleri kitabı)
  • Tarih: Şecere-i Türkî, Hikmet-i Tarih, Fez-leke-i Tarih
  • Tiyatro: Kadınlar Mektebi, Kocalar Mek-tebi, Tartüffe, Meraki, Azarya, Zoraki Ta-bip, Zor Nikâh…

b. Tanzimat 2. Dönem Şair ve Yazarları

1. Recaizâde Mahmut Ekrem

  • Kendi döneminin “üstadı” olarak anılır.
    • Öğretmen, eleştirmen, teorisyen ve hoca sıfatıyla tanınır.
    • Tanzimat 2. Dönem’in önde gelen yazarlarındandır.
  • Servet-i Fünun’un temelini atmıştır.
    • Bu nedenle 2. döneme “Hamid-Sezai-Ekrem Mektebi” de denir.
  • Eski edebiyata karşı yeni edebiyatı savunmuştur.
    • Muallim Naci ile “Kafiye göz-kulak içindir” tartışmasına girişmiştir. 
    • Bu tartışma abes-muktebes tartışması olarak da geçer.
    • Batı edebiyatını esas olarak kabul etmiştir.
  • Şiir, hikâye, roman, tiyatro, eleştiri türlerinde eserler vermiştir. 
    • “Sanat sanat içindir.” anlayışına bağlıdır.
    • “Her güzel şey şiirin konusu olabilir.” görüşüyle Türk şiirinin konusunu genişletmiştir.
  • Ona göre şiir, konuşma dilinden farklı olmalıdır.
  • Çocukları Piraye, Emcet ve Nijat’ın ölümü onu sarsmış, bu ölümler duygusal şiirler yazdırmıştır.
  • Edebiyatımızın ilk realist romanı Araba Sevdası’nı yazmıştır.
    • Bihruz Bey, yanlış Batılılaşmanın timsalidir.
  • Tartışmalar sırasında etrafında toplanan gençler üzerinde etkili olan yazar, Servet-i Fünun’un hazırlayıcısı olmuştur.
  • Şiirlerinde romantizm, romanlarında realizmin etkisindedir.
  • Talim-i Edebiyat adlı kitabında, edebiyat teorilerine yer vermiştir.
  • Kendisinin yazdığı ilk tiyatro Afife Anjelik, ilk şiiri Nağme-i Seher, ikincisi ise Yâdigâr-ı Şebab’dır.
Eserleri:
  • Roman: Araba Sevdası
  • Hikâye: Şemsa, Muhsin Bey
  • Şiir: Nağme-i Seher, Yâdigâr-ı Şebab, Pejmürde, Nijad Ekrem, Zemzeme
  • Tiyatro: Atala, Vuslat, Çok Bilen Çok Yanılır, Afife Anjelik
  • Edebiyat Kitabı: Talim-i Edebiyat
Hasret beni cayır cayır yakarken
Bedenimde buzdan bir el yürüyor.
Hayaline çılgın çılgın bakarken
Kapanası gözümü kan bürüyor.
Ah Nijad – Recaizade M. Ekrem

2. Muallim Naci

  • Asıl adı “Ömer”dir ve döneminde otorite olarak bilinir.
  • Klasik Türk şiirinin son temsilcisi olarak bilinir.
    • Tanzimat edebiyatında divan edebiyatı alışkanlıklarını savunan ve sürdüren bir yazardır. 
    • Eski edebiyatı savunurken yeni edebiyata da kapıları kapatmamıştır. Yenilikten ziyade, taklit etmeye karşı çıkmıştır.
    • Aruzu ustaca kullanmıştır.
    • Tevfik Fikret, Mehmet Âkif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı’nın aruzu Türkçeye uydurma başarı-sının arkasında Muallim Naci yer almaktadır.
    • Halk edebiyatından da faydalanmıştır.
    • “Kafiye, göz içindir.” anlayışını savunmuş ve Recaizâde Mahmut Ekrem’le tartışmıştır. A. Hamit de dili yönüyle bu tartışmadan payını almıştır.
  • Şiir anlayışlarını Zemzeme ve Takdir-i Elhan’da eleştiren R. M. Ekrem’e Saadet gazetesinde “Demdeme” başlığıyla sert bir cevap vermiştir.
    • Verdiği cevap edep dışı bulunarak dönemin hükûmeti tarafından durduruldu.
  • Hece ölçüsünü ve sade dili kullandığı şiirler de yazmıştır.
  • Köyden söz eden ilk şiir olan Köylü Kızların Şarkısı’nı yazmıştır.
Eserleri:
  • Şiir: Şerare, Ateşpare, Füruzan, Sümbüle, Yadigâr-ı Naci
  • Sözlük: Lugat-ı Naci
  • Anı: Ömer’in Çocukluğu
  • Eleştiri: Demdeme
  • Tiyatro: Heder
  • Mektup: Muhaverat ve Muhaberat
  • Manzum Destan: Gazi Ertuğrul Bey
Tepeden nasıl iniyor bakın
Bu kızın nişanlısı şanlıdır
Yaradan nazardan esirgesin
Koca dağ gibi delikanlıdır.
Köylü Kızların Şarkısı – Muallim Naci 

3. Abdulhak Hamit Tarhan

  • Dahi-i Azam, Şair-i Azam yani Büyük Şair olarak tanınmıştır.
    • Tezatlar Şairi, Şiire Metafizik Ürpertiyi Getiren Şair olarak da tanınır.
  • Sanat için sanat, anlayışındadır.
  • Sadece şiir ve tiyatro alanında karşımıza çıkmıştır.
    • İlk şiir kitabı Sahra’dır.
    • İlk eseri ise Macerayı Aşk adlı piyesidir.
  • Divan şiirini yıkan adam olarak da bilinir.
    • Şiirlerde yeni teknikler uygular.
    • Yenileşme hareketinin asıl başarısını şiirde gerçekleştiren şairdir.
    • Recaizâde’nin fikirlerini başarıyla uygulamıştır.
    • Eserleri, Servet-i Fünun şairlerini etkilemiştir.
  • Türk şiirine yenilikler katmış, zincirleri kıran şair olarak da göze çarpmıştır.
    • Ölümü ve metafizik konuları ele alan felsefi şiirler yazmıştır.
    • Makber şiiri bu duruma net örnektir.
    • Divan şiirinin biçimsel özellikleri değişmiştir.
    • Batılı anlamda doğayı en geniş biçimde ele alan ilk pastoral şiiri -Sahra'yı- yazmıştır.
    • Bir mersiye olan Validem adlı şiiri ilk kafiyesiz şiirdir.
    • Abdulhak Hamit, Zühre-i Hindî, Rakkâse şiirlerinde ilk defa üçlükleri kullanmıştır.
  • Aruzun yanında heceyi de kullanmıştır.
  • Dili, oldukça ağır ve sanatlıdır. 
    • Devrik cümlelerle dilin kurallarını zorlamıştır.
    • Tiyatro eserleri sahne tekniğine uygun değildir, okunmak için yazılmıştır.
    • Teknik açıdan zayıf eserler oluşturmuştur.
  • Hece ve aruz ölçüsüyle manzum tiyatrolar yazmıştır.
  • Finten adlı dramını “en güzel eserim” olarak değerlendirir.
  • Romantizmin etkisinde olduğu için tiyatro eserlerinde tarihî konulara değinmiştir.
  • Sabr ü Sebat’ta, Rumeli köylülerinin gündelik hayatlarıyla ilgili çeşitli realist sahnelere yer verilmiştir. Bunu, Nâmık Kemal’in Zavallı Çocuk piyesi örnek alınarak yazılan İçli Kız adlı eseri takip eder.
  • Abdulhak Hamit Tarhan, Çanakkale Zaferi'ni Yadigar-ı Harp'ta konu edinmiştir.
  • Nesteren ile siyasi şüpheleri üzerine çekmiş ve görevine son verilmiştir.
Eserleri:
  • Şiir: Sahra, Divaneliklerim yahut Belde, Makber, Garam,  Hacle, Ölü, Bunlar Odur, Baladan Bir Ses…
  • Tiyatro: 
    • Hece Tiyatroları: Nesteren, Liberte, Hakan,
    • Aruz Tiyatroları: Eşber, Tezer, Nazife, İlhan, Turhan, Yabancı Dostlar, Tayflar Geçidi, Ruhlar…
    • Mensur: Macera-yı Aşk, Sabr u Sebat, İçli Kız
    • Nazım - Nesir Karışık: Duhter-i Hindû, Tarık, İbni Musa, Zeynep, Finten, Yadigar-ı Harb.
    Eyvah! Ne yer ne yâr kaldı,
    Gönlüm dolu âh-u zâr kaldı.

    Şimdi buradaydı gitti elden,
    Gitti ebede gelip ezelden.

4. Samipaşazâde Sezai

  • Realizm akımının etkisinde bulunan Samipaşazade Sezai, öykü tekniğini Batılı seviyede geliştirmiştir.
    • Batılı anlamda ilk realist öykü kitabını çıkarmıştır.
      • Küçük Şeyler
    • Sergüzeşt romanında köleliğe yönelik eleştirel bir içerik sunmuştur.

Sergüzeşt

Dilber, Kafkasya’dan getirilen esir bir cariyedir. Birçok yer dolandıktan sonra Asaf Paşa’nın konağına satılır. Burada konak sahibinin oğlu Celal ile aşk yaşarlar. Bunu öğrenen Celal’in annesi Dilber’in oğluna layık olmadığını dile getirir ve gizlice Dilber’i başkasına satar. Celal Bey duyunca üzüntüsünden hasta olur. Dilber, Mısır’a götürülür. Oradaki sahibinin odalığını kabul etmediği için bir odaya hapsedilir. Dilber’e âşık olan, iyi kalpli Cevher, onu kurtarıp İstanbul’a yollamak ister. Her şeyi planlar, bileti hazır etmiştir. Dilber’in tutulduğu odaya merdiven dayar, Dilber’i çıkarır ama kendisi merdivenden inerken ayağı kayıp düşer. Orada ölür. Dilber korkar, ne yapacağını bilemez. Kurtuluşu kendini Nil’in sularına bırakarak intihar etmede bulur.


Eserleri:
  • Roman: Sergüzeşt
  • Hikâye: Küçük Şeyler
  • Tiyatro: Şir
  • Not: İclal ve Rümuz’ul Edep; nesir, anı, söyleşi türündedir.

5. Nabizâde Nazım

  • Realist, natüralist özellikler taşıyan bir yazardır.
  • İlk köy romanı olan Karabibik‘i (1890) yazmıştır.
    • Bu eser kimi kaynaklarda uzun hikâye olarak geçmektedir.
  • Zehra, Türk edebiyatının realist-naturalist çizgideki eseridir.
    • İlk psikolojik roman denemesi olarak da kabul görür.
    • Kimi kaynaklarca ilk tezli roman alınır.

Karabibik

Olay Antalya’nın bir köyünde geçer. Karabibik, geçimini toprakla sağlamaktadır. Otuzu geçmiş kızı Huri ile yaşamaktadır. Karabibik, toprağını Yosturoğlu’na kaptırmamak için uğraşır. Sarı İsmail’e kızını verip toprağını kurtarmak ister. Fakat Sarı İsmail kızı almaz. Karabibik bunun üzerine Rum tefeci Yani’den borç para alıp bir çift öküz alır. Böylelikle toğrağını sürecek ve son kalan toprağını da Yosturoğlu’na kaptırmamış olur. Bu sırada Yosturoğlu’nun yeğeni Hüseyin, Huri’yi ister; Yosturoğlu ile akraba olacağını düşünen Karabibik kabul eder.

Zehra

Zehra, yaratılış bakımından kıskanç bir kadındır. Suphiyle evlenir. Mutludurlar. Bir süre sonra Suphi Bey'in annesi ev işlerine yardımcı olması için Sırrıcemal adında bir hizmetçi kadın alır. Bu sıralarda Zehra'nın kıskançlığı yüzünden Suphi ondan soğumuş ve uzaklaşmıştır. Sırrıcemal güzel bir kadındır ve Suphi'nin ilgisini çeker. Suphi karısının kıskançlığına dayanamaz, boşanır ve Sırrıcemal ile evlenir. Zehra, bunu kaldıramaz ve intikam duygusu alevlenir içinde. Ürani adında bir Rum kadınını, Suphi Bey’i baştan çıkarması ve Sırrıcemal’den ayırması için tutar. Ürani bu görevi başarır ve Suphi’yi kendine âşık ettirir. Bunu gören Sırrıcemal dayanamaz intihar eder. Zehra da bu sırada Muhsin ile evlenmiştir. Fakat kocası Muhsin bir süre sonra ölünce bu evliliği de uzun sürmez. Zehra yine mutsuz bir yaşam sürmeye başlar. Suphi, Ürani’nin kötü bir kadın olduğunu anlar ve onu da aşığını da öldürür. Zehra tüm bu olanlara fazla dayanamaz, hastalanır ve bir süre sonra ölür.


NOT: Mizancı Mehmet (Turfanda mı Turfa mı?), Fatma Aliye Hanım (Muhadarat), Direktör Ali Bey (Ayyar Hamza, Lehçet-ül Hakayık, Seyahat Jurnali) bu dönemin diğer yazarlarıdır.



Hazırlayan: Melih ÖZDAMAR
Bu uyarı bildirim kutusudur
İçeriklerimiz, pdf anlatımlar dahil, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nca korunmaktadır. Telif haklarının herhangi bir şekilde ihlali, başka yerlerde isimsiz yayımlanması, çeşitli kitap kaynaklarında izinsiz yer alması, içeriğin izinsiz kopyalanıp başka bir isimle tanıtılması vb. ile yapan kişi, kişiler veyahut kurumlar hakkında gerekli işlemler başlatılacaktır. 
Türkçe ve Edebiyat yönetimi.