facebook groups   google play

Divan Edebiyatı Şairleri - PDF


Divan Edebiyatı, Türk Edebiyatı içerisinde var olan en sağlam dönemlerden biridir. Fars ve Arap Edebiyatı etkisi altında ne kadar kalmış olursa olsun bir süre sonra üzerindeki bu acemiliği atarak kendi bünyesinde bu edebiyatlara kafa tutar boyuta gelmiştir. Hoca Dehhani ile bu yolculuğa başlayan edebiyatımız son büyük şair olan Şeyh Galip ile nihayet bulmuştur. 


Divan edebiyatına ait diğer konuları incelemek için aşağıdaki linkleri kullanabilirsiniz:
PDF konunun en altındadır.


13. Yüzyıl Divan Şairleri

1. Hoca Dehhani

  • Hayatı hakkında kesin bilgiler yoktur.
  • Tasavvufun büyük ölçüde kendini hissettirdiği bir dönemde lâ-dini bir edebiyatın temellerini atmıştır.
    • Dehhani’nin şiirleri bahar, gül, işret meclisleri gibi dünya zevklerini; hayatın arzu, heves, içli şikâyetler halinde dünyevi aşkın tezahürlerini, hayatın geçiciliğini bu nedenle ânı yaşamanın gerekliliğini savunmuştur.
    • Mazmunları şiirlerinde kullanan ilk şair olarak görülür.
  • Anadolu Selçukluları döneminde yaşamıştır ve Horasan Türklerindendir.
  • yüzyıl Divan şiirinin ilk şairi olarak kabul edilir.
    • Bu nedenle Divan edebiyatının kurucusu kabul edilmektedir.
  • Gazel, kaside ve mesnevi türünde eserleri vardır.

Selçuklu Şehnamesi

  • Mesnevi tarzında yazılmıştır.
  • Farsça yazılmış ve 20.000 beyitten oluşmaktadır.
  • Dönemine ışık tutar.
  • Elimize ulaşamamıştır.

Aceb bu derdümün dermânı yok mu?
Yâ bu sabr itmegün oranı yok mu?

Yanaram mumlayın başdan ayağa
Nedür bu yanmağun payanı yok mu?


2. Mevlana Celaleddin-i RUMİ

  • Yüzyılın önemli şairlerindendir.
  • Horosan’ın Belh şehrinde doğmuştur.
  • Her yıl, ölüm yıl dönümü Konya’da kutlanmaktadır.
  • Öldüğü gün, “Şeb-i Arus” yani düğün gecesi, kavuşma günü olarak anılmaktadır.
  • Mevlana’daki aşk, ilahi aşıktır; hoşgörü, tasavvufi hoşgörüdür.
  • Şems'e ayrı bir ilgi duymuş, onu üstat olarak görmüştür.
  • İyi bir medrese eğitimi almıştır.
  • Mesneviyi özel bir üslupla okuyan kişilere “Mesnevihan” denilir.
  • 2007, UNESCO tarafından Mevlana Yılı olarak kabul edilmiştir.

Mesnevi

  • Mesnevi tarzında yazılmıştır.
  • Tasavvuf, din, ahlak gibi konuları hikâyelerle anlatan didaktik bir eserdir.
  • Farsça yazılmıştır.
  • Mesnevi’yi özel kılan ise hikâyeler arasındaki geçişlerin akıcılığıdır. 
  • Hikâye içinde hikâye anlatmıştır.
  • 6 ciltlik bir eserdir.

Divanı Kebir

  • Gazel, kaside, rubai vb. şekillerdeki şiirleri barındıran eseridir.
  • Gazellerinin çoğunun sonunda kendi adını ve mahlasını söyleyeceği yerde Şems, Şems-i Tebrizi isimlerini mahlas olarak seçmiştir. Bu nedenle bu esere Divan-ı Şems adı da verilir.

Rubailer

  • Divanı Kebir’de yer almasına rağmen ayrı bir şekilde toplanmıştır.

 Fihi Mafih

  • Mevlana’nın sohbetlerinin bir araya toplanması suretiyle meydana gelir.
  • 72 bölümden oluşur.
    • Altısı Arapça diğerleri Farsçadır.
  • “Ne varsa içindedir “anlamına gelir.

Mecalisün Seba

  • Mevlana’nın yedi vaazının ya da öğüdünün not edilmesiyle meydana gelmiş olan eser Arapça ve Farsça mensur nitelik taşır.

Mektubat

  • Mevlana’nın kendisi tarafından birilerinin derdine derman olabilme amacıyla yazdırılmış mektuplardan meydana gelmiştir.

Bişnev ez ney çün hikâyet mîkoned  
Ez cüdâyîhâ şikâyet mîkoned

(Dinle, bu ney neler hikâyet eder, 
 Ayrılıklardan nasıl şikâyet eder.)
  • 147 mektuptan oluştuğu söylenir.

3. Sultan Veled
  • Mevlana’nın büyük oğludur.
  • Mevlevilik onun zamanında örgütlü bir yapı haline gelmiş ve dört bir yana gönderdiği dervişlerle Mevleviliğin yayılmasını sağlamıştır.
  • Didaktik yapıda eserler vermiştir.
  • Türkçe gazel yazan ilk divan şairidir.

İbtidaname (Veledname)

  • Sultan Veled’in ilk mesnevisi olduğu için ve ibtida kelimesiyle başladığı için “İbtidaname” olarak anılır.

Rebabname

  • Dili oldukça sadedir.
  • Türkçe şiirler de barındırmaktadır.
  • Kuran ayetlerinden, tarikatın gereği olan hususlardan bahsedilmiştir.

İntihaname

  • Sultan Veled’in üçüncü ve son mesnevisidir.
  • İntiha, son anlamına geldiği için İntihaname diye anılmaktadır.

Maarif

  • Farsça mensur ve tasavvufi bir eserdir.
  • 56 bölümden meydana gelir.
  • Dili gayet açık, sade olup tam bir konuşma dilidir.


4. Sadi

  • İran edebiyatı sanatçısıdır.
  • Bostan mesnevisi ve manzum-mensur karışık öğüt kitabı olan Gülistan adlı eseriyle tanınır.
  • Ders verici hikâyelere yer verir.


14. Yüzyıl Şairleri

1. Ahmet Fakih

  • Kaynaklara göre 13. yüzyılın ortalarına kadar yaşamıştır. Bu nedenle 13 veya 14. yüzyıl şairlerinden biri olarak kabul edilebilir.
  • Fıkıh ilmini iyi öğrendiği ve öğrettiği için Fakih adını almıştır.
  • Mevlana tarafından cenaze namazı kılınmıştır.
  • Yapıtları Anadolu Türkçesinin ilk örnekleri
  • Çarhname isimli eseriyle tanınır.

Çarhname

  • 100 beyitlik bir
  • Dini-tasavvufi bir yapıda olan eserde dünyanın faniliği, ölüm gerçeği, ahirete hazırlık gibi konular anlatılmıştır.

Kitabı Evsafı Mesacidi Şerife

  • Ahmet Fakih’in hacdan dönerken gördüğü kutsal toprakları anlattığı mesnevisidir.


2. Şeyyad Hamza

  • Şeyyad kelimesi, sözlük anlamına uygun olarak “sıvacı, kireçli bina yapan” demek mi olduğu yahut başka bir mesleğe yönelik mi olduğu belli değildir. Şeyyad, kelime kökünde “yüksek sesle söylemek, övmek” manası bulunduğu için “yüksek sesle manzume okuyan, kıssa anlatan” anlamına da gelmektedir.
  • Bazı kaynaklara göre 13. yüzyılda yaşadığı söylenmektedir Bazı kaynaklarda da 14. yüzyıl olarak geçer. 
  • Hem aruz hem heceyle yazılmış şiirleri vardır.
  • Şiirlerini mesnevî, kaside, gazel şeklinde yazmıştır. Bununla beraber dörtlük de kullandığı söylenir.
    • İki tane din dışı şiirinin bulunması onun dünyevi konularla da ilgilendiğini gösterir.

Yusuf u Zeliha (Züleyha)

  • Mesnevi tarzındadır.
  • Kur’an’daki Yusuf kıssasına dayanan dinî bir aşk hikâyesidir.
  • Eserinde vezin kusurları vardır.
  • Her türlü edebî sanattan, benzetmelerden, edebî tasvirlerden mümkün olduğu kadar arındırmış, sade bir dil kullanmıştır.

Dasitan-ı Sultan Mahmud

  • Mesnevi tarzındadır.
  • Gazneli Devleti’nin en meşhur hükümdarı Gazneli Mahmûd ile bir derviş arasında geçen konuşmayı konu edinir.
  • Dünyanın faniliği vurgulanır.
  • Gazneli Mahmud ile yoksul derviş kıyası ile madde ve mânâ karşılaştırması yapılır.

Ahvâl-i kıyâmet

  • Mesnevi tarzındadır.
  • Konusunu bir hadisten alır.
  • Mahşername türünden dinî, didaktik halk tipi bir mesnevîdir.


3. Gülşehri

  • Bugünkü bilgilerimize göre 13. asrın sonlarında, 14. asrın başlarında yaşamıştır.
  • Adının Ahmet (Süleyman) olduğu düşünülmektedir.
  • Kırşehir'de yaşadığı için Gülşehri mahlasını kullanmıştır.
  • Eserlerinde dönemine göre anlaşılır bir dil kullanılmıştır.
    • Nazım tekniğine hâkim, dili ve aruz veznini iyi kullanan yüksek derecede bir sanatkârdır.
  • Tasavvufa ve Mevleviliğe bağlıdır.
    • Mantıku’t Tayr’da geçen bazı beyitler, onun Kırşehir’de zaviye sahibi, müridi çok bir şeyh olduğunu göstermektedir.

Mantıkut Tayr

  • Feridüddin-i Attar’ın aynı isimdeki eserini esas alarak meydana getirdiği, “vahdet-i vücud” anlayışını ele alan bir eserdir.
  • Kuş dili anlamına gelir.
  • Mesnevi nazım şeklindedir.
  • Eser Türk diliyle, Farsçadan daha güzel bir eser yazılabileceğini ortaya koyma amacıyla yazılmıştır.
  • Alegorik bir eserdir.
    • Tasavvuf düşüncesi, fabl tekniği kullanılarak kuşlar arasında geçen olaylar ile anlatılmıştır.
Hüdhüd ü kuşlar u sîmurga misâl
Akl u halk u Tanrı oldı zü’l-celâl

Yukarıdaki beyit ile eserin asıl konusuna giriş yapılır. İçerikte bülbül, papağan, tavus, hüma, bat, şehbâz, kebk ve bûm ile zikredilmeyen diğer kuşlar, padişahlarını bulmak için toplanırlar. Bunların içinde Hüdhüd de vardır. Hüdhüd, kuşlara Tanrı’nın habercisi olduğunu, yaradılışın sırrını bildiğini, Hz. Süleyman’ın yoldaşı olup onunla bütün âlemi dolaştığını bunun için kendisinin ardından gelmeleri halinde Kafdağı’nın ardındaki padişahları, Sîmurg’a ulaşabileceklerini söyler. Ancak yol uzun ve zahmetlidir. Yollar; istek, aşk, marifet, istiğnâ, tevhid, hayret ve fakr u fenâ ismi verilen yedi vadiden oluşur. Öylece Sîmurg’a ulaşılabileceği söylenir. Olayın sonunda kalan otuz kuş, Kafdağı’na ulaşır ve aslında Sîmurg’un kendileri olduğunu görürler.
  • Eserde Hüdhüd aklı, Simurg ise Allah’ı temsil eder.
 Felekname
  • İlhanlı hükümdarı Gazan Han adına Farsça olarak yazılmıştır.
  • Mesnevi nazım şeklindedir.

Aruz-ı Gülşehri

  • Farsça olarak kaleme alınmıştır.
  • Aruz kalıplarının nasıl gruplanacağı anlatılır.
Bunların dışında Keramat-ı Ahî Evrân adlı Türkçe mesnevisi ve Kudûrî Tercümesi adlı manzum tercüme eseri vardır.


5. Aşık Paşa    

  • Asıl adı Ali, mahlası âşıktır. 
  • Kırşehir doğumludur.
  • Ailesinin büyük çocuğu olduğu için Baş Ağa, başa, paşa evrimine sahip bir ad almıştır.
  • 14. yüzyılın öncü şairlerindendir.
  • Miraçnâme ve mevlit türlerinde yazmıştır.

Garipname

  • Dini, tasavvufi ve öğretici bir mesnevidir.
  • On bölümden oluşur.
    • Her bölümde konuyla ilgili değişik hikâyeler anlatılmaktadır.
  • Devrinin en tanınmış eseri olup dili oldukça sadedir.

Fakrname

  • Tasavvufi bir mesnevidir.
  • Alçak gönüllülüğü, dünya nimetlerini hiçe sayarak azla yetinmeyi ele almış ve onu Tanrı tarafından türlü renklerle bezenmiş Fakr adlı bir kuş olarak betimlemiştir.
Bunlarla beraber şairin Firakname ya da Fürkatname adlı kısa mesnevisi vardır. Bu eserde mecâzi aşk anlatılır. Ona ait olup olmadığı bilinmemekle beraber Kimya Risalesi de bulunmaktadır.


6. Ahmedi

  • Asıl adı İbrahim’dir.
  • Germiyanlı ya da Sivaslı olduğuna dair iki rivayet vardır.
  • Döneminde Eski Anadolu Türkçesiyle eser verenlerin önde gelenlerindendir.
  • Eserleriyle Türk dilinin gelişmesine ve klasik Türk edebiyatının kurulmasına katkı sağlamıştır.
  • İran şiir yapısından etkilenmiş ve onu Türk edebiyatı üzerine yerleştirmiştir.
    • Türk şiirinde kurulan millî bir söyleyiş geleneğinin temelini atan şair olarak görülür.

İskendername

  • Yazılmış mesnevîlerin en önemlilerindendir.
  • Makedonyalı Büyük İskender’in doğu seferi ve doğu ülkelerini fethini konu edinir.

Cemşid ü Hurşîd

  • Mesnevi nazım şeklindedir.
  • Mehmet’e sunulmuş ya da sunulmak üzere hazırlanmıştır.
  • Çin Fağfuru’nun oğlu Cemşîd ile Rum Kayseri’nin kızı Hûrşîd arasındaki aşk anlatılır.

Tervîhu’l Ervâh

  • Ahmedi’nin tıpla ilgili olan mesnevisidir.


7. Kadı Burhaneddin

  • 14. yüzyılın önemli divan şairlerindendir.
  • Asıl adı Ahmet'tir.
  • Tıp, tefsir gibi alanlarda yazmıştır. 
  • Anadolu’da yaşayıp kadılık, vezirlik, hükümdarlık etmiş âlim, şair bir devlet adamıdır.
  • Tuyuğu Türk edebiyatına kazandıran kişidir.
  • İran edebiyatından etkilenmiştir.
  • Daha çok aşk, kahramanlık, tasavvuf, günlük yaşam gibi konuları işler.
  • Şiirlerini Azeri şivesiyle yazmıştır.
  • Baki ve Şeyh Galib’i etkilediği söylenir.
  • Mahlas kullanmamıştır.
  • Rubaileriyle bilinir.
Gazel, rübai ve tuyuğlardan oluşan bir divanı vardır.


8. Nesimi

  • Kimi kaynaklara göre Diyarbakır, kimi kaynaklara göre Bağdat yakınlarındaki Nesim kasabasında doğdu.
  • Murad devrinde Anadolu’ya gelmiş, Hacı Bayram Veli’ye mürit olmak istemişse de kabul görmemiştir.
  • Derisi yüzülerek öldürülmüştür.
  • Türk edebiyatının en lirik, en coşkun şairlerindendir.
  • Tuyuğlarıyla tanınmış, Azeri şivesiyle yazmıştır.
  • Hurufilik tarikatına mensuptur.
Türkçe ve Farsça divanı bulunmaktadır.
  1. yüzyılın diğer şairleri:
    Şeyhoğlu Mustafa > Hurşidname, Marzubaname, Kenzülkübera
    Hoca Mesut > Süheyl ü Nevbahar
    Eflaki > Menakıbul Arifin


15. Yüzyıl Şairleri

1. Ahmed-i Dai

  • 15. yüzyılın sonu, 15. yüzyılın başında yaşamıştır.
  • Türk dilinin güçlüğünden, duygu ve düşüncelerini ifade etmede yetersizliğinden şikâyet eden şairlere karşılık hem nazım hem nesir alanında Türkçeye sağlam eserler kazandırdı.
  • Eski Anadolu Türkçesinin en önemli sanatçılarındandır.

Çengname

  • Mesnevi tarzında yazılmıştır.
  • Alegorik bir eserdir.
    • Çeng adlı çalgı aletinin nasıl yapıldığı ve başından geçenlerin anlatıldığı tasavvufi bir eserdir.
    • Eser, çengin 24 teli ve Doğu musikisinin 24 makamına paralel olarak 24 bölüme ayrılmıştır.
Bununla beraber Câmâsb-nâme, Ukûdü’l cevâhir (sözlük), Farsça Divan, Türkçe Divan, Tercüme-i Tıbbi Nebevi, Tercüme-i Tabir-nâme, Tercüme-i Tezkiretü’l Evliya… gibi eserleri de vardır.


2. Şeyhi

  • İsmi kaynaklarda bazen Yusuf bazen de Sinan olarak geçer.
    • Tabip oluşu nedeniyle Hekim Sinan diye anılır.
      • Tıp eğitimini İran’da gördü.
    • Hacı Bayram Veli’ye mürid olup Şeyhî ismini aldı.
  • Kimsenin kullanmadığı kelimeleri tercih etti.

Harname

  • İnce, sosyal tenkit ve temiz Türkçe örneğidir. Aynı zamanda hiciv ve mizah eseri sayılır.
    • Dili 15. yüzyılın en anlaşılır Türkçesidir.
  • Şair, kendi başından geçen bir olayı teşhis yoluyla hayvanları kullanarak aktarmıştır.
    • 126 beyitten oluşan fabl türündeki eserdir.
  • Hüsrev-ü Şirin: Nizami’nin Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisinin tercümesidir. Bir divanı vardır.
Zayıf bir eşek vardır, iş göremeyecek hâlde olduğundan sahibi palanını sırtından alarak onu otlağa salar. Eşek otlayarak biraz gidince otlakta gözleri ateşli, göğüsleri gerilmiş hâlde keyifle beslenen öküzleri görür ve onlara hayran kalır. Kendisini onlarla kıyaslayarak bu işte bir adaletsizlik olduğunu düşünür. Tanıdığı akıllı bir eşeğe giderek ona danışır. Akıllı eşek, onların öküz olup vazifelerinin odun taşımak olduğunu, bu nedenle beslenmeleri gerektiğini anlatır. Eşek, üstadının uyarısını dinler ve keyifle otlamaya başlar. Karnını doyurunca neşeyle anırır. Bunu duyan ekin sahibi gelip tarlasının halini görünce onu bir güzel döver. Kuyruğunu ve kulaklarını keser. Kaçarken akıllı eşeğe rastlar ve yaptığından dolayı pişman olduğunu söyler.

3. Ali Şir Nevai
  • 15. asrın en önemli Çağatay edebiyatı şairidir.
  • Çocukluk dönemi Hüseyin Baykara ile geçmiştir.
  • Emir, Divan Beyi unvanları vardır.
  • Aydınların Farsça yazmayı maharet bildikleri dönemde Nevai, Türkçenin birçok yönden Farsçadan üstün olduğunu savunmuş ve Türkçe ile üstün bir edebiyat yapılabileceğini eserleriyle kanıtlamıştır.
    • Türkçenin Farsçadan üstün olduğunu ispatlamak için Muhakemetü’l Lügateyn adlı eseri yazmıştır. Bu eser, Nevai’niin dil alanındaki milli şuurunu gösterir.
    • Çağatayca bu nedenle Nevai Dili diye anılır.
    • Türkçeyi ustaca kullanmıştır.
    • Hamse sahibi ilk sanatçımızdır.
    • İlk tezkire Mecalisün-Nefais’i yazmıştır. Bu eser 461 şairden oluşur.
Bu eserleri dışında şunlar da vardır:
Hazaniül-Maani: Bu eser, dört divandan oluşur. Nevai, yaşına göre bir sınıflandırma yaparak her yaş grubu için bir divan yazmıştır:
  • Garabiü’s Sıgar: Küçüklük dönemleri
  • Nevadirü’ş-şebâb: Gençlik dönemleri (20-35)
  • Bedayi’ü’l-vasat: Orta yaş dönemi(35-45)
  • Fevaidü’l-kiber: Son dönem şiirleri
Farsça Divan: Hüseyin Baykara’nın isteği üzerine oluşturulmuştur.
Hamse, Lisanü’t Tayr, Mizanül Evzan (Vezinlerin Terazisi) Mahbubül Kulüb (Sosyal konulara değindiği birnevi ahlak kitabıdır.) , Nesayimül Mahabbe


4. Ahmet Paşa

  • İlk klasik şair olma niteliğini kazanmıştır.
  • Fatih Sultan Mehmet’in vezirliğini yapmıştır, fikirleri ve detaycılığı nedeniyle İstanbul’un fethinde Fatih’in yanında durmuştur.
  • Kerem Kasidesi’yle ünlüdür.
“Gün gibi saltanatun topı göğe ağsa ne tan
Sana buldı bu meydânda çü çevgân-ı kerem”


  • Bu kaside, Fatih’e yakınlığı sebebiyle onu sevmeyenlerce iftiraya uğramış ve hapse düşmüş Ahmet Paşa tarafından yazılmıştır.
  • Kendi döneminin “Sultan-ı Şuara-yı Rum”u olarak tanınır.
  • Bursa’daki evi, edebi toplantıların yeri haline gelmiş ve birçok şair onun evinde toplanmıştır.
  • Kendinden önce gelen şairlere söylediği nazirelerle de nazirecilik çığırı açmıştır. Baki, Zati, Lami, Ahi gibi şairleri etkilemiştir.
  • Tarih düşürme sanatıyla bilinir.
Bir divanı vardır.


5. Necati Bey

  • Ahmet Paşa ile devrinin önemli şairlerindendir.
  • Asıl adı İsa, kimi rivayetlere göre de Nuh’tur.
  • Devlet büyüklerine sunduğu kasidelerle bilinir.
  • Şehzade Mahmut’un yanına nişancı olarak gönderildiği için “Bey” sıfatını kazandığı söylenir.
  • Necati Bey, kasidelerinden ziyade âşıkâne, sade ve samimi gazelleri ve 2. Bayezid’in şehzadelerine yazdığı mersiyeler ile tanınmıştır.
  • Şiirde atasözü ve deyimleri kullanmak, Necati Bey ile zirveye ulaşmıştır.
    • Onunla ilgili bilgi veren kaynakların hemen hepsi, onun şiir dilinde atasözlerini anlatım aracı olarak kullanan eski şairlerimizin başında geldiğinden bahsetmektedir.
Türkçe divanı vardır.


6. Süleyman Çelebi

  • 15. yüzyıl şairidir.
  • Mevlit türündeki eseri o kadar beğenilmiştir ki mevlit türü, Süleyman Çelebi’nin eseriyle özdeşleşmiştir.

Vesiletün Necat

  • Mevlit türünde bir eserdir.
  • Muhammed’in hayatını mesnevi nazım şekliyle ele almıştır.
  • Hiçbir peygamberin birbirinden üstün olmadığının söylenmesi üzerine Hz. Muhammed’in üstünlüğünü göstermek amacıyla yazılmıştır.
  • Münaacat, Veladet (doğumu), Miraç (Miraç’a çıkışı), Rıhlet (ölümü), Dua bölümlerinden oluşur.


16. Yüzyıl Şairleri

1. Fuzuli

  • Asıl adı Mehmet’tir.
    • Kimsenin kullanmayacağını düşünerek “lüzumsuz ve faziletli” anlamına gelen Fuzuli mahlasını almıştır.
  • Fuzuli-i Bağdadi diye anılmasına rağmen doğum yeri ihtimallere göre Hille, Necef ya da Kerbelâ olarak gösterilmektedir.
    • Kerbelâ ihtimali daha yüksektir.
  • Arapça ve Farsçayı çok iyi bilmektedir.
  • Şiirlerini Azeri şivesiyle yazmıştır.
  • Eserlerindeki aşk, ilahi aşktır.
    • Lirik aşk şiirleri yazan şair, aşkın insanı olgunlaştıracağını ve sonra o aşkın ilahi aşka dönüşerek aşığı Allah’a ulaştıracağını söylemiştir.
    • Platonik bir sevgi işler.
  • Daha çok aşk, özlem, acı, fedakârlık, tasavvuf gibi konuları işlemiştir.
    • Izdıraplar şairi olarak bilinir.
  • İyi şiir yazılabilmesi için bilime ihtiyaç olduğu görüşünü savunur.
    • “İlimsiz şiir, temelsiz duvar gibidir.” Demiştir.
  • Dönemine göre şiirlerinde sade, düz yazılarında ise ağır bir dil kullanmıştır.
  • Gazel ustası olarak bilinir. (Âşıkâne Gazel)

Leyla vü Mecnun

  • Bu konuda yazılmış eserlerin en meşhuru ve en güzeli olarak kabul edilir.
  • Bu eseri niçin ele aldığını dîbâcede yer alan ikinci kıt’ada mecaz yolu olarak nitelendirdiği edebiyat vasıtasıyla ilahi hakikatleri ve sırları açıklamak istemiş, Leyla ismi altında “Allah’ın sıfatlarını”, Mecnûn kimliği ile de “Allah’ı arayan ve ona ulaşma arzusunda zorluklara katlanan insanı” tarif etmiştir.
    • Eser bu niteliğiyle vahdet-i vücut inancı ile platonik aşk anlayışına sahiptir.

Beng ü Bade

  • Afyonla şarabın karşılaştırılıp şarabın üstün olduğu sonucuna varılan ve Şah İsmail’e sunulan eser; alegorik, sembolik bir yapıya sahiptir.
    • Şahıslar; bâde, boza, arak, afyon gibi sembollerdir.

Şikayetname

  • Mektup türünde yazılmıştır.
  • Divan edebiyatında süslü nesir örneğidir.
“Selam verdüm, rüşvet değüldür deyü almadılar.”
  • Kanuni Sultan Süleyman’ın kendisine bağlattığı maaşı alırken sıkıntı yaşatan memurları Celalzade Mustafa Çelebiye şikâyet etmiştir.
 Diğer eserleri: Türkçe Divan, Arapça Divan, Farsça Divan, Hadikatüs Süeda (Kerbela olayını anlatır.) Sâkinâme, Enisül Kalp, Rind ü Zahit, Hadis-i Erbain Tercümesi, Risale-i Sıhhat ü Maraz…


2. Zati

  • Asıl adı Satı olup bu ismi Zâti şeklinde mahlas etmiştir. Kendi ifadesine göre asıl adı İvaz’dır.
  • Balıkesir’de geçimini çizmecilikle sağlarken 2. Bayezid devrinde İstanbul’a gelmiştir.
  • Nükteli sözleriyle tanındığı için çevresindekiler onu söyletebilmek adına sık sık tahrik ederlermiş.
  • Şiirinin en önemli özelliği bir takım hayalleri kullanma gayretidir. Şiirlerinin çalıntı olduğunu iddia edenlere “Bizler divan sahibi şairleriz. Şiirlerimiz kıyamete kadar okunur. “ demiştir.
  • Divan edebiyatında en çok şiiri olan sanatçılardandır.
Eserleri: Divan, Şem u Pervane (Mesnevi), Edirne Şehrengizi (Mesnevi), Letaif… 
Sanman bizi kim şîre-i engûr ile mestiz
Biz ehli harâbâtdanız mest-i Elest'iz

Ter-dâmen olanlar bizi âlûde sanır lîk
Bizi mâil-i bûs-ı leb-i câm ü kef-i destiz


3. Baki

  • Baki, Türk edebiyatının yetiştirdiği en büyük şairlerden olup “Sultanu’ş Şuara” unvanını asırlar boyu korur.
  • Baki’nin şiirlerinde ses, Türkçeye hakimiyet ve tasvir olmak üzere üç ana unsur bulunur.
    • Özellikle gazellerinde şiir dili musikisi varken; Kanuni mersiyesinde, kasidelerinde ve bazı beyitlerinde mehter musikisi hissedilir.
    • Baki, aruz veznindeki imale ve zihaf kusurlarını asgariye indiren şair olarak bilinir.
    • Aşkın acı ve ızdıraplarından çok, elden geldiğince coşku ve neşeyi yansıtır. Rindane bir üslubu vardır.
    • İstanbul Türkçesini kullanır.
  • Gazelin en güzel örneklerini vermiştir.
  • Dönemin şairi Zati ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından şiirleri beğenilmiş ve desteklenmiştir.
  • Osmanlı’nın yükselişindeki ihtişam, güven ve olgunluğu Baki’nin üslubuna yansımıştır.
  • Şeyhülislam olmayı çok istemiş ancak olamamıştır.
Kadrini seng-i musallâda bilip ey Bâkî
Durup el bağlayalar karşına yârân saf saf
  • Bu durumu kimsenin kıymetini bilmediğini söyleyerek eleştirmiştir.
  •  Kanuni’nin ölümü üzerine yazdığı Kanuni Mersiyesi ile ünlüdür.

Kanuni Mersiyesi

  • Kanuni’nin ölümü üzerine terkibi bent nazım biçimiyle yazdığı
  • Divan’ında yer bulur.
Diğer yapıtları: Divan, Fezail-i Mekke, Kırk Hadis Tercümesi, Fezail-i Cihat


4. Bağdatlı Ruhi

  • Yüzyılın önemli şairlerinden kabul edilir ve “Terkibibent” eseriyle ünlüdür.
  • Rintli, kalenderi bir üslubu vardır.
  • Eleştirel tarzı ve yalın üslubu ile ün yapmış, 17 bentten oluşan Terkibibent ile şöhrete ulaşmıştır. Kendinden sonra gelen şairleri etkilemiştir. Bunlar arasında Ziya Paşa öne çıkar.
  • Divan’ı vardır.
  • Fuzuli'nin en yakın dostudur.

17. YÜZYIL ŞAİRLERİ

1. Nef'i

  • Asıl adı Ömer’dir.
  • İlk mahlası “Zarara Mensup” anlamına gelen Darrî iken Gelibolulu Ali tarafından Nef’î ismi önerilmiştir.
  • Hiciv şairi olarak da bilinir.
    • Sultan IV. Murad, Nef’i’nin övgü ve yergilerinden hoşlanıp şairi takdir etmiş, onu meclislerinde bulundurmuştur.
    • Padişah, bir gün Siham-ı Kaza’yı okurken yakınında bir yere yıldırım düşmesi sonucu bu şiir mecmuasını yırtar ve Nef’i’yi azlettirerek hiciv yazmaması yönünden kendisinden söz alır.
    • Dönemin şairleri Nef’i’yi şöyle yermiştir:
      “Gökden nâzire indi Sihâm-i Kazâsına
      Nef’i diliyle uğradı Hakk’ın belâsına”
    • Nef’i’nin övgüleri bahşişler için değil, hoşuna giden kişiler için kısaca isteğinden dolayıdır.
  • Nefî’yi kendi yapan en önemli özellik, şiirlerinde müzikaliteyi kullanmasıdır.
    • Nitekim bir savaş manzarasının anlatıldığı şiirde kılıç şakırtılarını, Allah Allah nidâlarını hissetmek mümkündür.
  • Nef’i’ kaside şairi olarak ün yapmıştır.
  • Kendisine yasaklanmasına rağmen Sadrazam Bayram Paşa’yı hicvetmesinden ötürü boğdurularak öldürülmüştür.

Sihamı Kaza

  • Kendisinin “heccav” olarak tanınmasına vesile olan mecmuadır.
  • Babasından başlayarak sadrazamlık, vezirlik gibi önemli mevkilerde bulunan kişileri ve şairleri hicvetmiştir.
Farsça ve Türkçe Divan’ı bulunmaktadır.


2. Nabi

  • Asıl adı Yusuf’tur.
  • Urfa’da doğmuş ve eğitimini bölgedeki medrese ve tekkelerden almıştır.
  • Hikemi tarz denilince akla Nâbi gelir.
    • Bu tarz, Nabi Mektebi adını almıştır.
  • Şiirleri daha çok didaktik özellik gösterir.
    • Okuyucusuna sürekli öğüt verip yol gösteren bir tavır takınır.
    • Çağındaki sosyal bozuklukları, eksiklikleri, ahlaki değerleri işlemiştir.
  • Şiirlerindeki öğreticilik sebebiyle dili açık, sade, doğal ve anlaşılırdır.
    • İstanbul Türkçesi kullanmıştır.

Hayriye

  • Oğlu Ebulhayr Mehmet Çelebi için yazılmıştır.
  • Mesnevi tarzındadır.
  • Didaktik bir eserdir ve nasihat özelliği taşır.
  • Oğlu üzerinden tüm gençlere hitap etmiştir.

Hayrabat

  • Feridüddin Attar’dan tercüme edilmiş bir aşk mesnevisidir.
  • Sonu diğer mesnevilerin aksine kavuşmayla biter.
  • Şeyh Galip, Nâbi’nin bu eserine karşılık Hüsn ü Aşk mesnevisini yazmıştır.

Surname

  • Sultan Mehmed’in şehzadelerinin on beş gün süren sünnet düğünü eğlence ve etkinliklerini anlatan bir mesnevidir.
Türkçe ve Farsça Divan’ı vardır. Hadis-i Erbain’i yazmıştır.
Düzyazı türündeki eserleri:
  • Tuhfetül Harameyn: Nabi’nin hac yolculuğu anlatılır.
  • Zeyli Siyeri Veysi: Hz. Muhammed’in hayatı anlatılmaktadır.
  • Fetihnameyi Kamaniçe: Lehistan seferi ve Kamaniçe Kalesi’nin alınması anlatılır.
  • Münşeat: Mektupların toplandığı eserdir.

3. Şeyhülislam Yahya

  • Herkesçe sevilen, zarif, hoşsohbet, güleç yüzlü, bir kişilik olarak tanınır.
  • Necati Bey ve Baki tarafından temsil edilen “şehir Türkçesi”ni devam ettirmiştir.
    • Baki ile Nedim arasında köprü görevi üstlenir.
  • Gazellerinde duru ve sade Türkçe, dile hâkimlik, rintçe söyleyiş yer almaktadır.
  • İlahi aşkı, yoğun ve taşkın bir beşeri aşk ile işlemiştir.
    • Onun şiirlerinde tasavvuf şarap, meyhane, birbirinden güzel sevgililer arasında taşkın bir tavırla öyle bir gizlenmiştir ki şiirlerindeki anlama hâkim olamayanları şaşırtıp özünden uzak yorumlar yaptırmıştır.
  • Şiirlerinde mahalli unsurlara yer vermiş, sanat yapma kaygısını fazla taşımamıştır.
Eserleri: Divan, Sakiname (Divan’ın içerisinde yer alır.) Nigaristan (Tercüme), Manzume-i Feraiz Şerhi


3. Neşati

  • Sebki Hindi üslubunun 17. yüzyılda yaşamış önemli bir temsilcisi, asıl adı Ahmet olan Edirneli bir divan şairidir.
    • Tüm şiirlerinde Sebki Hindi özelliği görülmez.
  • Bazı tezkirelerde Semendi mahlasının kullandığı yazar.
    • Dönemin şeyhülislamı, bu mahlası beğenmeyerek ona Neşâti mahlasını vermiştir.
  • yüzyılın gazel üstatlarındandır. Kaside de yazmasına rağmen onu ünlü kılan gazelleridir.
    • Kasidelerinde Nef’i’nin etkisi vardır.
Divan, Hilye, Edirne Şehrengizi adında eserleri vardır.


4. Naili - Naili Kadim

  • Asıl adı Mustafa Çelebi’dir.
  • Gazel tarzına farklı bir söyleyiş kazandırmıştır.
  • Sebki Hindi tarzının temsilcisidir.
    • Anlama ve üsluba büyük önem vermiştir.
    • Şiirlerindeki dili oldukça ağırdır.
    • Farsça üçlü ve dörtlü tamlamalardan faydalanmıştır.
  • Sözcük ve deyimlere dikkat etmiştir.
  • İlk şarkı yazarı olarak da bilinir.


5. Azmizade Haleti

  • Şiirlerinde sık sık talihinden yakınmaktadır.
  • Adını rubaileriyle duyurmuştur.
    • 900-1000 civarı rubaisi vardır.
  • İslam hukukuna dair eserleri vardır.
  • Nedim, “Hâletî evc-i rubâîde uçar ankâ gibi” mısrasıyla onu över.
Divan, Ahlâk-ı Muhsini, Sâkinâme, Münşeat(Mensur) eserleri vardır.


18. Yüzyıl Şairleri

1. Nedim

  • Şarkı türünün en tanınan şairi Nedim’dir.
  • Asıl adı Ahmet'tir.
  • Lale Devri’nde Patrona Halil İsyanı esnasında ölmüştür.
  • Divan şiirini soyut dünyadan çıkarıp dış dünyayı ve duyguları gerçek yönleriyle vermiştir.
  • Mahallileşme akımının temsilcisidir.
    • Halk deyimlerini ve söyleyişlerini şiirlerinde kullanmıştır.
    • İstanbul Türkçesini şiir dili yapmıştır.
  • Gazel ve şarkı türüyle tanınır. (Şûhâne gazel)
  • Hayata hep pozitif bakmış, hüzün ve kedere yer vermemiştir.
  • İstanbul’un tabiat güzelliklerini, İstanbul yaşamını ve aşk duygularını anlatmıştır.
  • Hece vezniyle bir türkü de yazmıştır.
  • Divan’ından başka Arapça tercüme nesirleri de vardır.


2. Şeyh Galip

  • Divan şiirinin son büyük şairidir.
  • Asıl adı Mehmet’tir.
  • Konya’da bir süre eğitim görüp çile çektikten sonra Mevlevi dedesi olmuştur.
  • Sebki Hindi akımının etkisinde kalmıştır.
    • Kapalı, ilk bakışta anlaşılmayan şiirleri vardır.
    • Ses ve söz güzelliğine önem vermiş, kendi bulduğu mecazlarıyla hayal gücü kazandırmıştır.
  • Halk üslubundan ne kadar uzak dursa da zaman zaman halk deyişlerine ve söyleyişlerine yer vermiştir.
  • Sade dille şarkılar da yazmıştır.
  • Nedim gibi kendisi de hece ölçüsüyle türkü yazmayı denemiştir.

Hüsnü aşk

  • Nabi’nin Hayrabad’ına karşılık yazılmış bir eserdir.
  • Tasavvufi aşk işlenir.
  • Eserde bütün kahramanlar birer semboldür.
    • Hüsn > Allah
    • Aşk > Allah’a ulaşmak isteyen derviş
    • Mekteb-i Edep > Dergah
    • Gayret > Çaba
    • İsmet > Dürüstlük
    • Kalp Kalesi > Gönül
  • Aşk, bütün engelleri aşarak Hüsn’e kavuşur.
  • 6 ayda yazılmıştır.
Divan, Şerh-i Cezîre-i Mesnevi, Es-Sohbetü’s Sâfiyye


3. Sümbülzade vehbi

  • Arapça ve Farsçaya hâkimdir.
  • Hicivleri yüzünden görevinden uzaklaştırılmıştır.
  • Şiirlerinde şekle önem vermiş, lirizm yönünden zayıf kalmıştır.
  • Atasözleri ve deyimlere de yer vermiştir.
  • Rücû şiiriyle tanınır.




Dönem içerisinde 13. yüzyıl ve 18. yüzyıl şairleri yer almaktadır.
Her şaire detaylıca değinilmiştir.
PDF, internet ve telefon hızınıza göre geç yüklenebilir.
İçeriklerimiz, pdf anlatımlar dahil, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nca korunmaktadır. Telif haklarının herhangi bir şekilde ihlali, başka yerlerde isimsiz yayımlanması, çeşitli kitap kaynaklarında izinsiz yer alması, içeriğin izinsiz kopyalanıp başka bir isimle tanıtılması vb. ile yapan kişi, kişiler veyahut kurumlar hakkında gerekli işlemler başlatılacaktır.
Türkçe ve Edebiyat yönetimi.